oldum olası sevemedim su griyi
duman gibi kapatıyor
gökkuşağının tüm renklerini
ne gökyüzünün mavisi kaldı ne cimenin yeşili
labirent gibi sokaklar
kaldırımlar binalar hep gri
uzun zamandır değmedi ayaklarım çimene
uzanipta bakamadım gökyüzünün mavisine
dayiyamadim sırtımı ağaca
doyasıya çekemedim ciğerlerime temiz havayı
evden işe işten eve mekik dokudum
ben zannederdim ki ben hukmederdim kendime
iplerim başkalarının elinde kuklaymisim
görünmez zincirlerle bağlanmış kole
düşüncelerim bile bana ait değil
fare gibi birseylere gudulenmisim
boğazımin derdindeymisim
şu kafesteki kuştan
yada fanustaki balıktan farkı olmayan
cennet vatanımdan bana kalan beton yığını
papatyaları çıplak gözle göremez oldum
ne acı ki bu tutsaklık benim seçimim
buna inandirilmisim
küçücük bir ekran olmuş dünyam
eşin dostun yüzünü unutmuşum
ne domatesin nede başka sebzenin tati kalmış
hepsi saman
bense geviş getiren hayvana dönmusum
özlüyorum sokağın cıvıl cıvıl çocuk sesini
komşumun selamını hal hatır sormasını
yabancılaşmışim kendime ve herkese
umut denen kuş pir edip
kacivermisim avuçlarımdan
ben buraya ait değilim
şırıl şırıl akan derenin sesini özledim
hayel kurmayı kitap okumayı
insanları sevmeyi özledim
kapımın tokmagina vuran olmadı
açmışın tokmusun diye sormadi
bende çalmadım hiçbir kapıyı
ne ölsem anlarlar öldüğümü
nede ölseler ben anlarım öldüklerini
insanlık ölmüş
ben o bu su ölmüş çok mu
nereye gidiyor bu insanlık demeye korkuyorum
yolun sonu uçurum durum cok vahim
©gökçekız
G