Kırmızı renkli pelerini ile süzüldü şimdi şu tepeden Hakkari'ye doğru adam...
Rüzgar öyle bir ihaneti süpürüyor ki bu topraklarda...
Gri oluyor soluduğumuz hava...
Öldü nice çocuk. Sırt çantaları 50 kilo.
Kutsal sanmak çeşmelerden akan suyu...
Saf dilli gençlerin ıslatıyor saçlarını.
Bir birlerinin izlerinde yürürken uzun ince yollarda..
Hepsininkinden farklı hayaller...
Göğüsleri aklına gelir istiklal caddesinde sallana sallana vitrinlere bakan süryani bir kadının...
Ermeni kiliseleri, mum yakanların barış şarkıları dillerinde meczupların...
Örümcek ağları korusun diye evleri, at nalları, mavi büyük kocaman nazar boncukları...
Bir duman ağıt yakan şamanın yaktığı ateşten daha sıcak şarjöründe çekilir genç ciğerlere..
Cengiz Han toparla askerlerini! Aksak Timur sür yeniden atlarını zapt edelim seninle Ortadoğuyu...
Ruhunuz girsin ölenlerin bedenlerine tekrar, canlanın yemyeşil meşe ağaçların arasında...
Tahtacıların duaları yankılansın ormanda...
Gelsin artık hürriyet...
Yalınayak düştük yollara Rumeli'den tanklarla dönelim yeniden...
Mavi gözlü devin evinden ya da İskenderin kalesinden. Yankılansın Türk'ün sesi düşmanın kulaklarında..
Vadiler bizimdir, sevgi bizim, ne olur bırakmayalım sancaklarımızı söz verelim...
©uğurünver
U