Ay gözlerinde açıyor çiçeklerini
Belli ki güneş gözlerinde soluyor
Meleklerime iş çıkmasın diye günah işlemiyorum bu gece
Şaşkın ve kaçamak bakışlar atıyorlar bana
Sanki birbirlerine bir şeyler fısıldıyorlar
Duyuyorum, ağlayan bir çocuk yaklaşıyor
Gözbebeklerinden hıçkırıklar damlarken
Sonsuzluğun resmini çiziyor titreyen elleri
Titrek ellerinde ise uzunca bir hayatın yaşanmışlığının eskittiği bir avuç düş kırıklığı
geliyor bir ayağı tutmayan sefil masama
Düşlerimi kırdığın yerden yudumlarken eskimiş bir tutkuyla seni anımsıyorum bir yumruk gibi aniden havalanan kadehimde...
Bir kelebeğin kanadına değmezken yüreğim
Olur olmaz çırpınışlarla gözlerine bakıyorum:
Leyla gözlerinde esir kalıyor
Mecnun kadehini yarılarken...
Bir yaş doğuyor güneşten çok uzaklara
Uzaklar seninle sesleniyor benliğime
Uzaklar seninle özleniyor...
Buzul çağına girerken yüreğimin tenhaları
Taşsız topraksız kalmışken şiirlerim
Ruhum gözlerinde kapanırken umuda
Bir beşikte sallanıyordu bütün düşlerim
Ninnisiz ve yastıksız gökyüzüne bakarak
Senden öteye uzaklık yok dermiş gibi
Bir yıldız kaydırarak en derinlere
Gönlümde açan güneşin penceresinden
Tomurcuklar içinde açmayı beklerken hayata
Çığlıklarla dolu uykulara kapıyorlardı gözlerini
Ve sen bu sonsuzluğa sallanan beşiğimde
Uyutamadığım tek hayalimdin..
Bak işte yine sabah oluyor sevgilim
Güneşin doğuşu hiç bu kadar uzamamıştı
Gökyüzü hiç bu kadar yaşlanmamıştı belki de
Hiç bu kadar soğumamıştın ellerimde
Bu gece çok uzun bir şiir yazabilirdim
Şimdi ben düşlerimin kırgınlığını yudumlarken, sen kapa gözlerini
Hudutsuz hayallerimi gözlerinde bırakıyorum...
©tolgabelli
T