Ağır ağır sürünürken ağırlığa ulaşan bulutlar en sonunda,
Kağıt işgal eden yazı süren kalemde.
Yüzünün yansımasına elek tutan,
İki ayak iki kanat,
Kışı göçle yaz kesen telde.
Dallar emir için yontulmuş bekler
Hizaya çekilmiş binbir renk
Ve tok elbette zorba bir sesle.
Zamanı damaklarıyla yavaşça öğüten değirmen
Düş ve düşünce taşımaktan ezilen yastık,
Yükselmek için kuşları katleder her gece kafesinde.
Soğuyarak sertleşen,sertleştikçe biçime bürünen
İğne ucunda kainat kıyametin izini sürer kozayı işleyen iplikte.
Sırta vurulmuş kambur gizleyen bir düzlük var
Kurtlu,kıpkırmızı çatılı evlerini taşır emekle güce erişen küfe.
Bal mumundan merhamet dilenir ruh
Çenesi sımsıkı bağlanan,sözü güzel duran bir beden de.
Kuru toprak yeşerir bir vakit,tuzağa düşer tohum
İri gözlü ceylan av olur,duvara benim ölçüsüzce çivilenir ruhum.
Herkes baksın yakıştaki yakışana,
İşte yekpare duvar orada,
Baş orada,
Vücut ayrı ama o da orada.
Ne kadar zaman geçmişse
Avcı silahını tekrar doyurur tam o sırada.
aliyeşil
A