Ecdadımızın yüce eserleri,
İstanbul’un ve Anadolu’nun her köşesinde,
Kubbe kubbe camiler,
Tarihi eserler, çeşmeler, kervansaraylar.
Bedestenler, hanlar, hamamlar,
Muazzam mimarinin izleri,
Ellerinde hayat buldu,
Her taşında, her duvarında tarih soludu.
Kiliseler camiye dönüştü,
Müslümanlığın ışığıyla aydınlandı,
Ancak günümüzde,
Barlar, pavyonlar, zinahaneler yükseldi.
Ecdadın hatırası, eski ISLAMBOL,
Şimdi İSYANBOL oldu,
O eski nurun mirası,
Kararan sokaklarda kayboldu.
Geçmişin izleri birer hatıra,
Yüzlerce yılın emanetleri,
Her köşe, her adımda tarih,
Bir zamanların yüceliği, her an içimizde.
Düşmemeliyiz bu karanlık yolların içine,
O muazzam mirası yaşatmalıyız,
Bir gün o eski izlerin ışığında,
Şehir tekrar aydınlanır, tekrar feth edilir.
Ecdadın izinden yürüyen,
Her birimizin yüreklerinde,
Geçmişin yüceliğini hatırlatır,
Gözümüzü, kalbimizi geçmişe çevirir.
Karanlıklar aydınlığa döner,
Ve her bir iz, tarihle buluşur,
Şehir, eski ışığını tekrar bulur,
Ecdadın mirası, özlemlerle yaşatılır.
©hasanbey.
H