H

Efkâr...

Efkâr değdi göğsüme uyuştu yine her yanım...
Böyle zamanlarda sonsuzluğa giden bir cadde, bomboş sokaklar, karanlık gökyüzünü aydınlatmaya çalışan küçük küçük yıldızlar ve bir kaldırım olsun gözlerimin dikili olacağı üstünde başım eğik yürüyebileceğim bir kaldırım olsun...
Yağmur değsin Efkârın değdiği yere
Ben o soğuk hava da titremem üşümek nedir bilmem nereye gittiğimi bilmeden yürür düşüne düşüne kendi yarama tuz basarım...
Çok yorulursam geçer gelmeyeceğini bildiğim otobüsün durağında beklerim...
Çok yorulursam kalabalığın içindeki yalnızlığımı hatırlarım kimseye gerek duymam kendime arkadaş olurum ...
Çok yorulursam çeker sağa biraz daha dalarım hiç çıkamadığım asi sorularıma...
Sonra güneş doğar ve birbirinin ne varlığından ne yaşadığı hayattan haberi olmayan bencil insanlar çıkar sokaklara...
Sarar yine kaldırımları,
Bomboş bekleyen otobüs duraklarini kosturmacalarla dolu küçük küçük ictensiz ve dakikaları doldurmayan konuşmalar...
Çok susuyorsun diyorlar bana kendi kendime anlattıklarımdan kendime anlattıklarımı dinlemekten ve kendime sorduğum cevapsız sorularimdan habersizce çok susuyorsun diyorlar...
Konuşuyorum aslında bana susuyorsun diyen insanlardan daha fazla konusuyor
hiçbirinin birbirine sormadigi sorular kadar kendime sorular soruyor,
belki çoğunun susturmak istediği insanlar kadar kendimi susturmak istiyorum...
Ama Sadece bunları onlar bilmiyor...