Ş

Efkâr Faytonunda Yolculuk

Rüzgâr ağrıyor,kolum yağıyor
Karanlığın içinden esaret esiyor
Bazı yangınlar üç ses tek nefes kesiyor
Bilinmeyen bir cesaret çok kafes kesiyor
-Oraları karıştırma gülüm,orası muallak-
Baştan aşağı helak
Bütün işler kesat
Sonra ter kokan goncalar
Dört yaprak satan yoncalar
Acımıza soğan doğrayıp
Gözyaşlarıyla yaramızı batırmayalar
Yorgun bir seçiş
Bir ince vazgeçiş
Sargılı iç çekiş
Hepsi iman tahtamın altında
Ve belleğimin altından tahtında
Kaygılı bir kor
Gibi saygılı ve uysal duruyor
Muhasebesi zor,çok zor
Öyle çok ki pervasız yaralarım
Bu bedenle daha fazla bu ruhta kalamadım
Ben şu yaraları kimin için karaladım...
Cemâlinin papatyalar kadar bayık
Olmasıyla bilinen,bir koyda kayık
Ve itaat etmekte köpek gibi mazur
Hâlbuki icraatte kunduz gibi muzır
Ve en bıyıklısından olan nazır
"Ba'de harab-ül Halep
Bilen olmaz nerede bizim mahlep"
Diyerek edebiyat-ı cedidesine başlamakta
Bir tavşan gibi niyetli,
Bir kısrak gibi etli
Ve bir zebra gibi diyetli
Saçları başında örtü gibi duran bir kadın
Sanki yağmur ayinindeki baksının
Baktığı toprağa eziyetten ibaret saksının
İçinde büyümeye mecbur depresif kinoa
Öyle tükenmiş,öyle körelmiş
Öyle ki sanırsın tükenmez kalemin tükendiğini
Pilot kaleminse uçmadığını
Daha iki saat evvel öğrenmiş
Şu hâlde bir kalem olmayı ummadığını
Rüyasındaki zenciler bile anlayabilir
Aforizma ne demek bilmem
Birkaç şey vardır belki bildiğim
Sesindeki mercimek çorbası birinin
-Böylelerinin var ya,kulağının içine
Kafiyeyi yapıştıracaksın kardeşim-
Vurkaç yapan müzeler yanaklarıma
-Dayanaklarıma dayanaklarıma
Nasıl da vururlar taife-i nikbin-
Bir de şunu bildiğim kesin:
Kimsenin eli senin gibi,dokunmuyor
Ve dokumuyor bana yeni yaralar
Yalnızca bazı geceler bir kısım muamma
Gelip yüreğime gerçekleri örter
Daha sonrasıysa
Ak üstünde baştan karalar
Sana sarı lâleler aldım İstanbul,
Üç yetim fiyatına
Birkaç sarhoş astım çatına
Git de onlara pembe fistan bul
Yirmi beş gibi kadınlar
Etrafımdan geçiyorlar bir bir
İlhama görüldü atıyorum kaçtır
Bitmek bilmez bir bozkıra benzeyen
Arabalardan başlayarak pek ve pek
Atbeyazı bir korku kokuyor harmana dek
Bilmiyorum,belki de âtîye
Şu çilli,buğday kızcağız
Gibi kıpkızıl ve hummasız bakacağız
Sırası gelmişken şunu da belirtelim
Yanlış anlaşıldıysak affet Tanrım
Melekleri kadın değil
Kadınları melek yaptık
Ama yine sana taptık
Tüm doğa olaylarının arasından
Rica minnet ancak kurtulan
Ve üzerime atlas yorgan
Zannederek örttüğüm o melodi
Yine aklımı ve gönlümü bağlayan yoldan
Ak tolgalı beylerbeyi ihtişamıyla geçer
Senin kalbin benimle beraber,
Cesetlerin arasında dehşete düşmüş
Mademki bu hasret,bu turuncu acı
Dünyadan ben göçünceye dek
Aynı hızla ve aynı şiddetle sürecek
O vakit en azından bir tane
Benimle alakalı hatıra seç
Hani beni buğdaymışçasına biçtiğin
Hatıralarımızdan,ben hepsini seçtim
Bulut eğer zerre kadar sevseydi Dünya'yı,
Güneş ile girmezdi arasına
©şair-i-dem