Ağlarken,
Gamzelerinden kayan binlerce yıldız
Gözlerime aktı.
Hâlâ içimdesin...
İçimdeki tarlanın orta evleğinde
Öylece duruyorsun.
Sen bende daha sönmedin ki;
Kalbimdeki şöminede hâlâ yanıyorsun…
Tarifin çok zor,
Tıpkı bir âmâya adres göstermek gibi...
Seni düşünmek:
Geceleyin güzel rüyaların görüldüğü
O tatlı uykudan uyanıp sokaklarda gezerken,
Rüzgârın iniltisindeki türküyü dinleyip,
Geceyi aydınlatan hilâle bakmak gibi bir şey...
Biliyor musun Krizantem:
Senin hayalini kurmak,
Seninle olmaktan daha güzel.
Böyle daha samimiyiz,
Böyle çok asilsin,
Böyle ulaşılmaz bir şahikasın,
Böyle sog bir sevdasın...
Duyuyor musun beni Krizantem!
Ben senin en çok gözlerini sevdim,
Yumuk yumuklar...
İdil’den, Tuna’dan daha keskin akıyorlar.
Ay gibi parlıyorlar.
Ceylanlardan daha güzel bakıyorlar.
Sanki Fatih’e İstanbul’u hatırlatıyorlar…
Gözlerine bakmak,
Fezanın sonsuzluğuna yürümek gibi,
Bir trenin gelişini izlemek gibi,
Hiçbir fotoğrafçının çekemeyeceği,
Lirik bir şiirin fotoğrafına bakmak gibi bir şey...
EY ÜZERİNDE GÜNEŞİN HİÇ BATMADIĞI,
BEYAZ GÜVERCİNLERİN GEZEGENİNDEN GELEN
“ NAZLI KRİZANTEM ” !
Hiç kimseye ait olmak istemiyorsan,
Gökyüzüne ait ol.
Sonsuza dek ıslanalım….
©
V