U

ERBAB-I HAYAT

Yeri geldi bir çiçekte aradı yaşamı, insan.
Yeri geldi, gökyüzünün kararmamış tarafında,
Lakin bir anda içini kararttı hazan.
Umutlar yerini yadırgadı rağbet kazanamayınca.
Düş kırıklıklarını sayıp sayıklayıp bir yandan,
Olanları ve olmayanları ayırıp bir bir,
Ve kendisini uçurumlara saldı, en derin olan,
Ne zaman hatırlasa içinde ölenler dirilir.
En yıkıcı şey, sana en yakın dağların,
Önce yıkılıp sonra seni yıkmasıdır.
En kaçınılmaz şey, katlanamadıklarının
Hiç beklemeden sonunu yazmasıdır.
Zamanın içine hapsolan duygular,
Hissiz günlere kavuşturur.
Ruhunun kavuştuğu anılar,
İçinde âdeta bir sel olur.
Sonu yokmuş gibi gelir yürürken,
Engeli hafifleyen yolların.
Aniden hızlanırsın fark etmeden,
Sonra bitmiş yol, bir bakmışsın.
Sessizce uzaklaşır içinden istekler,
Kadere karşı tükenir kalbindeki sadakat.
İşin acı tarafı, yarım kalan hevesler,
Kanun böyledir, ey erbab-ı hayat.
u.printer