Bir ışık sızar, gelir arşın derinlerinden.
Nedir, ne değildir kimse bilmez de,
Gökyüzü kapanır aydınlığından.
Işığa bakarlar, anlamazlar kaynağını;
Ertelerler kaderlerini...
Meçhul bir gürültü düşer gökten.
Ve herkes payına düşeni alır.
Çile hoyratça kemirir kemikleri,
Onca gürültüden geriye muamma bir inilti kalır.
İşte, bir kervan biter topraktan.
Bu ilk yolcudur, derin derin izler yolunu.
Acı, kalbine sarılır.
Anlamaz bu sızının ne olduğunu.
Gökte kopan o gürültü kulağını sağır eder.
Ve erteler kaderini...
Geriye kalan inilti, acısına kahır ekler.
Ve bilmez ne dediğini .
Bir yanı çöle vurulur, diğer yanı göğe.
Ansızın bilinmez bır sızı kaplar yüreğini.
Sızan o ışığı hatırlar, dağlar yazgısını.
Ve sızar topraktan o ışık gibi:
Enkaz kalır geriye kaderinden.
Hangi yollardan geçeceğini bilir artık;
Erteler kaderini...
Ve yollar geçer üstünden; yol üstünden geçer .
Bir yolcu gelir o yola ve...
Erteler kaderini...
"Aradığını bulamıyorsan gözünün önündedir.
Işığı soramıyorsan arayışın derindedir.
O ışık ki arşın imzası.
Ve o kaynak ki ışıkların hizası."
©_münzevi
_