( son_mısra versiyon 1.1 )
Kim derdi ki makamsız kalacağımı
Sevdiğim,
Kendi içimden ihbar edilip
kendi içimde sakladığım
Sana berduş,sana aykırı zamanları,
Hapsedip kendime mahpus kalacağımı
soluksuz nefesime düş!
Böylesi tutsaklığı bir ben bilirim!
Ki,hala
Yüreğim sana mesken olamayacak kadar derindir..
Henüz aydınlığa bulaşmamış.
Karanlığa doymamış,
sensizliğe çizilmiş birinci tekil acıların çizgilerindeyim
ah ne uzak bir rüyaydın !
düşündükçe yoruyorsun düşlerimi,
birbirine bağlanarak eklenen derdime
Uzanıyorum
böylesine hoyratça kesmedi
yıkmadı hiç bir fermanın hükmü,
Beni sana teslim etmedi...
vuslata sürükleyen nehirlerin gırtlağından taşıyorum
maviyi solutan soğuk sulara nazire
yeniden yorum katıp hayatıma
sözü geçmeyen özgürlük ezgilerine
Baş kaldırıyorum..
Özgürüm...
Derken..
işte öyle pütürlü bir geceydi koynumu kanatan
yüzüm sana ayna ayna olamadan...
Düştüm...yansımalarından
Şiirlerim hüzünlüdür arayışıma,
sen mabedine beden beden gömülüdür
Hasret...
Kaygılı şehirlerden dar geçitli vakitlere göç başlattığımdan beri
Ufuklarda arıyorum gözlerini
Düz bir çizgide durmuştu gözlerim,
Uyanmadan çok ama çok önce...
©benqi
E