Asırların ötesinden gelen bir hürmet,
Evlâd-ı Resûl’ün adıyla şekillendi Osmanlı'da,
Kalplerin derinliklerinde saklanan ehl-i beyt sevgisi,
Bu sevgi ki, bir medeniyeti yüceltti,
O nesil, Peygamber torunlarıydı;
Onlar, müminlerin gözünde farklı bir yerdeydiler,
Dünyevî işlerden uzak, kutsal bir gölgede.
Nakîbüleşrâf, Osmanlı’nın hürmet nişanesi,
Padişahtan sonra gelen o yüksek makam,
Evlâd-ı Resûl’ün işlerini gözeten bir vesî,
Onların neseplerini kaydeder,
Şerefli kanlarını korurdu.
Doğumlar, ölümler, o defterlere işlenirdi,
Adları, tarihe altın harflerle yazıldı.
Bu mukaddes neslin kadınları,
Küfvü olmayanlarla evlenmezdi,
Nakîbüleşrâf, bu evlilikleri engeller,
Onları adi işlerden men ederdi.
Fenâ hallerden uzak tutar,
Haklarını korur, onlara sahip çıkardı.
Ganimetten pay alır, aralarında dağıtırdı,
Vergilerden muaf, Osmanlı topraklarında özgürce yaşarlardı.
Osmanlı sultanları, seyyidlere derin bir saygı gösterirdi,
Yol açar, onların huzur içinde yaşamalarını sağlardı.
Sadaka almaları yasaktı;
Çünkü sadaka, malın kiri sayılırdı,
Ve bu nesil, Peygamberin temiz kanını taşırdı.
Onlara zekat verilmesi bile uygun görülmedi,
Onlar, farklı bir hürmetle anılırdı.
Yüzyılların ötesinde bir makam,
1200 yıllık Nakîbüleşrâflık,
Bir ara lağvedildi, ama sahtekarların ortaya çıkmasıyla,
İkinci Bâyezîd Han devrinde yeniden ihdas edildi.
Yeni tahta çıkan padişaha kılıç kuşatan,
Bu makamın resmî dairesi, konaklarında yer alırdı,
Taşrada ise nakîbüleşrâf kaymakamları,
Sâdâttan olan isimleri kaydederdi,
Secere-i Tayyibe defteri,
Onların silsilesini Peygambere kadar götürürdü.
II. Abdülhamit döneminde, Yıldız’da bir konak tahsis edildi,
Aylık ücretleri 5000 kuruşa çıkarıldı,
Ve bu makam, Saltanatın kaldırılmasıyla son buldu.
Ama seyyidlerin ismi, yüreklerde yaşamaya devam etti,
Onların kıymetini bilmek,
Hürmette ve hizmette kusur etmemek gerek.
Zaman değişse de,
O nesil, farklı ülkelerde yaşamaya devam ediyor,
Ve bizler, bu mübarek kanı taşıyanlara,
Osmanlı’nın gösterdiği hürmeti,
Gönüllerimizde saklıyoruz.
Onların hürmetle anılması,
Bir neslin izzet ve şerefidir.
Sadaka almaları yasak olan bu yüce nesil,
Toplumun en yüksek mertebesinde yer aldı,
Onların yaşama biçimleri,
İslam toplumlarında farklılık gösterdi.
Seyyid olmayan bir kimse,
Bir Şerîfe ile evlenmek isterse,
Onu kırmamak, incitmemek,
Ve onun arzularına göre hareket etmek zorundaydı.
Bu hikâye, Osmanlı’nın Evlâd-ı Resûl’e duyduğu derin hürmetin,
Tarihin tozlu sayfalarında parlayan bir yıldız gibi,
Gönüllerde saklanan bir emanet olarak,
Günümüze kadar taşınan bir mirastır.
Ve bizler, bu mirası yaşatmakla mükellefiz,
Ehl-i Beyt sevgisiyle dolu yüreklerimizde.
©hasanbey.
H