N

Evtânımızı Vermedik Evladımızı Vurdular

Vatandır evtân, yurttur, bayraktır.
Oğlunu koymaya kıyamadığın topraktır.

Aslandır evlat, merttir, yiğittir.
Korkusuz, göğsünü siper eden şehittir.

Kendi vatanımda kendi askerimin kanı vardır niçin?
Bir damla su olur mu toprağına, ağlasam için için.

Demeden onbaşı, yüzbaşı, binbaşı.
bombalandı askerim, nerede kolu nerede başı?

Dualar dilimizde pelesenk, cennet eylesin mekanınızı yaradan.
Tanınmaz olmuş benim yiğit askerim acıdan, kandan, yaradan.

Şehidimin son evi, tek yatağı ardındaki dağlar.
Gururludur analar babalar lakin belli etmez, yüreğini dağlar.

Söyleyin bulutlara bağlamasın yas, gök ağlamasın.
Nereden geliyor bu yaş, yoksa düşman mı eder veryansın?

Sanma bu kadarla son bulur bu tehdit.
Sahi nereye kadar sürecek bu tâhdit?

Kağnılarca taşındı cepheye mermiler zırhlar büyük bir güç ile insanüstü..
Yeri geldi alındı çocuğun üstünden örtüsü, silahın örtüldü üstü.

Askerime kefen olmasın diye ne yapsalar mübah idi.
Gerekirse Ayşe şehit idi, Fatma şehit idi, ben şehit idim.

Dikilmiş dağların üstünde, elinde silah nişancı.
Nereden bilinsin ki parmağında yüzük, meğer nişanlı.

Kolay mıdır ki her gün takvimden yaprak koparmak, olur mu ki özleme çare?
Takvime lüzum kalmadı, buluşmalar kaldı mahşere...

Ey benim son kanını vatana vermeye ant içen askerim.
Ey benim cennetin en munazir yerine layık olan şehidim.
Benim askerim, benim komutanım, benim erim.
Sizden sonra vatana sahip çıkacak olan yine benim.
Karşılığı verilmemiş tek bir kanınız kalmayacak, yemin ederim.

Bülbül, Halisdemir, Yiğit, Sağır...
Değişir soyadları, soylar hep aynı kalır.
15 Yaşında şehit edildi Eren’im sanmasın yanlarına kalır.
Vatanımın sahipleri elbet öclerini alır.
©