H

Ey Cennetten Sürgün Yüreğim

Ey cennetten sürgün yüreğim,
Bir sen mi nefsine yenik düştün, en çok sevdiğim?
Bir sen mi yandın bu dünyada,
Aradığın huzurdan uzak, özlemle kavruldun?
Cennetin gölgesinde, masumiyetle dolu,
Düşlerin vardı, berrak ve saf.
Ama yeryüzünde, seni çağıran nefsin,
Ağırdı her adımda, yükün oldu yalnızlıkla.
Hani sevdanın gözyaşı döktüğü o anlar,
Hani vuslat hayaliyle dolup taşan kalbin?
Bir sen mi kaldın buralarda,
Yarına umutla bakarken, geçmişe özlemle?
Kimi zaman bir yıldızın sönüşü gibi,
Kimi zaman bir gülün soluşu gibi hissederken,
Ey yüreğim, ne zaman sustun,
Ne zaman bıraktın kendini bu kara hüzne?
Belki de sensin her düşüşte, her kalkışta,
Kendi cennetini kurmak isteyen.
Ve belki de bu dünya, sana bir sınav,
Bir özlem, bir arayış, bir varoluş savaşıdır.
Ama unutma, en sevdiğim,
Her düşüş, yeni bir doğuşu müjdeler.
Her yenilgi, yeni bir zaferin habercisidir,
Ve her kayboluş, bulmanın ilk adımıdır.
Bir sen mi kayboldun karanlıkta,
Bir sen mi aradın ışığı karanlığın kalbinde?
Ey yüreğim, bil ki her gece,
Sabaha doğurur ışığını, sen yeter ki sabret.
Cennetin özlemiyle yanarken,
Bul içindeki gücü, cesareti ve dirayeti.
Yeniden doğ, küllerinden,
Ve yürü, sevdanın izinde, sevgiyle dolu yollarda.
Ey cennetten sürgün yüreğim,
Yenik düşsen de yine kalk, yine yürü.
Çünkü bu dünya, cennetin bir yansıması,
Ve senin içinde saklı o cennet, en sevdiğim, senindir.
©hasanbey.