Ey Gönül! Üzülme.
Kırgınsın biliyorum,
Ama bari belli etme.
Kapat kulaklarını,
Duyma dışardan gelen sesleri.
Duyma ki içindeki kırgınlık biraz olsun azalsın.
Sen sen ol, gücenme.
Kırılacak birşey varsa o bedenim olsun,
Yeter ki sen bozulma, harap olma.
Ey Gönül! İncinme, kalk ve dimdik ol, sağ ol.
Gözyaşlarını akıtma sen,
Çünkü benim gözyaşlarım çoktan bir deniz meydana getirdi.
Acılar içindesin biliyorum,
Ama ne benden daha fazla, ne de daha az.
Aynı kader içinde birbirimize bağlanmışız.
Kim kurtarabilir ki bizi?
Kim bizim acımızı dindirebilir?
Eğer Allah bize gücenmeyi, acıyı münasip görmüşse,
Ne yapabiliriz ki?
Bırak da tabiat olduğu gibi işlesin,
Biz ne yapabiliriz ki?
İnsanlar anlamaz bizleri,
Bilemez içimizi.
Duygularımızı hissedemez.
Bizim acılar içerisinde kıvrandığımızı kimse bilemez.
Ey Gönül!
İnsanlar âh sesinin tercümesini anlayamaz, bilemez.
Ama o öyle bir âhtır ki, insanlar harici herkesi etkiler.
Yapraklar dökülür ağaçlardan, kış geliyor belli ki,
Dışardakiler sebebi kış zanneder ama yanılır.
Dedim ya bir âh sesi tüm herşeyi etkiler diye,
İnsanlar bunu anlayamaz diye.
İşte bir âh sesi binlerce yaprağın düşmesine sebep olabilir.
Durgun sular binlerce büyük su dalgaları oluşturabilir.
Damla damla düşen gözyaşları, şüphesiz bir deryâ oluşturabilir.
Ey Gönül!
Kırgınız, harabeler içindeyiz.
Sen beni boşver,
Ben hâlimden memnunum zirâ.
Sâkîye söyleyeyim de,
Cem'in kadehinden seni tekrar binâ etsin.
Sen sen ol, tüm mihnet beni kaplasın.
Gönül! Sen senliğin ile devam et, beni boşver.
Bu bedene sezâ görülmüş harabelik, perişanlık.
Vesselâm...
Ferhat Sinan SANDAL
23.09.2023 13:00
Düşünce ve Yorumlarınızı Alırım...
©hüsrev
H