H

Fetih Nâmı Mahbub: İstanbul'un Fethi

Ey genç ümmet, Fatih’in şanlı asrı sana hitap eder,
Sonsuz bir hazineyi ellerinle tutar gibi.
Yürü! Oynaşmayı bırak, vuslat vakti geldi,
Fatih Sultan Mehmed gibi sen de zaferi kucakla!
Bir isim ki yedi iklime hükmeden; bir şehir ki kalpleri mesken tutan,
Fatih ve İstanbul; gönüllerde yer eden iki büyük destan.
Peygamber müjdesi, altın bir harf gibi nakşedilmiş,
Bu şerefli kumandan, Şanlı Nebi’nin iltifatına mazhar olmuş.
İstanbul’un fethi, bir düş değil, bir peygamber müjdesi,
Asırlar öncesinden gelen, iman dolu bir vaat.
Ey sahabeler, ey mücahitler, bu kutlu yolda yürüdünüz,
Nice kuşatmalar, nice şehadetler bu yolda verildi.
Eyyub El Ensarî, doksan yaşında dahi yılmadı,
Surların dibinde ruhunu teslim etti, fethe olan aşkıyla.
Bu sevda, ümmetin yüreklerine kazınmıştı,
Muhammed isminde bir sultana nasip oldu bu büyük zafer.
Fetih, Mekke’nin fethiyle başlamıştı aslında,
Hendek Savaşı'nda, Resulullah’ın mübarek ellerinde.
Bir kaya parçası, geleceğin habercisi oldu,
Kisra'nın, Sana'nın ve Bizans’ın sarayları, Müslümanlara emanet edildi.
İstanbul’un kapıları tam yirmi dokuz kez çalındı,
Ama fetih nasip olmadı, ta ki Fatih gelene dek.
Yıldırım Beyazıt, II. Murat, hepsi denedi,
Ama fethin kapısını aralayan, Fatih Sultan Mehmed oldu.
Hacı Bayram Veli’nin dilinden dökülen müjde,
Fatih’in beşikteki halini gösterdi.
II. Mehmed, Akşemseddin’in dizinde büyüdü,
Hem maddî hem manevî ilimlerle donandı.
Genç Sultan, altı yabancı dilde konuşan bir dâhi,
Matematik, felsefe, mühendislik, her alanda uzman.
İstanbul’un fethi, onun çocukluk düşü,
Gece uyuyamaz, fetih planlarını çizerdi sabaha dek.
Fatih’in iki ordusu vardı; biri savaşçılar, diğeri maneviyat ordusu.
Biri top ve kılıçla savaştı, diğeri dua ve zikirle.
Surları aşarken, maneviyat ordusunun duası siper oldu,
O dualar ki, kâfirin kılıcını bile geride bıraktı.
Cibâli Baba, "gavurcuklarım" dediği Bizanslıları korumak için,
Fatih’in güllelerini tutar, denize atardı.
Bu yüzden fetih gecikti, surlar yıkılmadı.
Fatih’in duası kabul oldu, Cibâli Baba vefat etti,
Kader, Fatih’ten yana hükmünü verdi.
29 Mayıs sabahı, sancak surlara dikildi,
Ulubatlı Hasan, aşk ve imanla yükseldi.
Hz. Peygamber (asm) çağırdı, "Gel!" dedi.
O imanlı yürek, sancağı dikti ve şahadete ulaştı.
Fatih, İstanbul’a şefkatle girdi,
Mekke’nin fethini hatırlatan bir adaletle.
Ayasofya'ya sığınan Bizans halkına dokunmadı,
Can ve mal güvenliklerini teminat altına aldı.
Fatih Sultan Mehmed, genç yaşta bir çağı kapattı,
Yeni bir çağ açtı, insanlık tarihine damga vurdu.
Bizler, onun torunları olarak övünüyoruz,
Ama onun izinden gidiyor muyuz? İşte asıl soru bu. 
Ey genç ümmet, Fatih’in yaşında sen de bir fetih yap,
Ama bu fetih, bir şehrin değil, kalplerin fethi olsun.
Zamanın ruhunu anla, ilimle, hikmetle donan,
Ve sen de bir çağ aç, insanlığa umut olsun.
©hasanbey.