mahpus yedim kırk bin yıldır ömür yara
dolaştım figân,ı aşk ile bülbül vakti
zaman dır eyleştim bir asırdır kıratı mı
sürdüm dağlar a sarf ettim cefayı bal
eylemek için durulmuş hayli geç zaman
gazel yakar aşk ın bağrı yanık türkü
vurgun kanıyorum sessiz gonca gül de
yaprağına dikenim altında toprak olur
umutları örneselenen toz pembe beyaz
saadetler zinciri iki kırık bir gönül var
bülbülüm Karalar gecelere bürünmüş
hıçkırık sonbahar sesi yağmur olunca
sevdam suskunluk bir haykırış misâli!
uyku tutmuyor bilmem niye ah! ettin
ahı tutar mı aşkına siper olur ömrüm
ne eylesin tutamadığım elbet gidenim
yorgun kaderime isyan etmem sustum
asıl bulutların seyri kapkaranlık gece
dilimde son sözüm iki kelam bir sohbet
değil mi aşkım onuruna direnmek gibi!
sanki kendinden uzağa tutsak yanım
biraz soğuk biraz sıcak bir sevab bir
günah ne eylesin gönül aşk dergahına
geldim leylasını kaybeden mecnun olup
CİHAN ŞENTÜRK
C