F᷈İR᷈A᷈K᷈

Bir ciğerim ağlamaktan paramparça,
Bir öteki hunhurca öksürmekten.
Yurdumda sensizlik hüküm sürmekte.
Yüzümün karasına dönsün tüm renkler.
Azad oldun benden, gittin uzağıma
Gittin güneş doğmaz oldu, hüzünde buzağılar.
Gittin karacaoğlan sütten kesildi.
Ben acılarla hiç bu kadar güçlenmemiştim!
Öldürmeyen acı olgunlaştırır
Olgunlaştık diye mi böyle yorgun aşkımız?
Dünyan başına yıkılır;
Can ciğer dediklerin tümüyle soysuzlaştımı.
Güvendim sadece ya, yoktu bir nedeni.
O gemi çoktan kalktı limandan, binemedim
Eşin, dostun düşmana dönüşeceğini bilemediğimden,
Kılıçlarımı bilemedim ben!
Ölümden kaçarken sana sığınmışım…
Gönlüm gaflet uykusunda mışıl mışıl.
Allah rahatlığımı dizlerinde versin.
Sana ait olmayan tüm hislerim gebersin!
Seni sevmek benim hakkım
Ben aşkın adamı
Ben Yunus’un, ben Fuzuli’nin veliahtı.
Kim bilir yokluğumda kaç limana demir attın?
Sıfırdayım ne eksim var ne bir artım.
Yaşıyorum ancak niye?
Kalmamış hiç yüreğimde hakkaniyet.
Gidiyorsun hatta yine
Sen; yazın havlum, kış gününde battaniyem.
Hiç insan sevebilir mi ayak üstü?
İlham vermiyor diye ben geçenlerde aya küstüm.
Güneşe de, barşımam
Şu neşeme karışma!
Kaybettim yüzümdeki nuru da
Bir dünyalık uğruna
Huduttan pis kokular geliyor burnuma,
Sanırım cesedini kalbimin açıklarında buldular.
©eddai