Gara Gözlüm – Hikâye
Günün birinde Ahmet adında yağız bir delikanlı yaşarmış. Karşı köyün kara gözlü, ay yüzlü güzel kızı Emine’ye tutulmuş. Emine de Ahmet’e yanıkmış.
Birbirlerini her gördüklerinde uzun uzun süzerlermiş. Hâliyle bu süzüşmeler, bakışmalar zamanla yerini buluşmalara bırakmış.
Bir gün Ahmet, Emine’ye:
— “Eminem, gara gözlüm, şirin sözlüm… Seni bubandan istemeye geleceğim.” demiş.
Emine bu sözü duyunca ağzı kulaklarına varmış ama belli etmemeye çalışarak utanarak evin yolunu tutmuş.
Akşam olunca Ahmet, ihtiyar anasını yanına alıp Emine’nin evinin yolunu tutmuş. Eve vardıklarında, evin hanımı Ahmet’le ihtiyar anasını görünce şaşırmış; “Misafirdir.” deyip eve buyur etmiş.
Ahmet’in anası söze girmiş:
— “Allah’ın emri, peygamberin kavliyle Emine’yi oğluma istemeye geldik.” demiş.
Bunun üzerine Emine’nin babası Süleyman Efendi birden öfkelenmiş:
— “Sen ne dersin ihtiyar? Ağzının ne dediğini kulakların duyar mı?” demiş.
Süleyman Efendi ikinci kez bağırmış:
— “Benim size verecek kızım yok! Ya başlık parasını getirirsiniz ya da oğlun bir daha kızımın adını ağzına almaz. Aksi halde vururum!”
İhtiyar ana gözleri dolarak:
— “Ama Süleyman Efendi, nereden buluruz o kadar parayı? Beyim yıllar önce traktörün altında kalarak öldü.” demiş.
Süleyman Efendi aldırmadan,
— “Ben anlamam, bul!” diye kestirip atmış.
Ana oğul çaresiz evlerinin yolunu tutmuş.
Ahmet kara kara düşünmüş; “Parayı nasıl bulurum?” diye. Sonunda gurbete gitmeye karar vermiş. Anasıyla helalleşip yola koyulmuş, gurbet elde bir fabrikada işe girmiş.
Emine ile ara ara mektuplaşmışlar.
Bir mektubunda Emine şöyle yazmış:
> “Ahmedim, nerde kaldın? Gözüm yollarda kaldı. Dayanamıyorum hasretine...”
Ahmet, dönüşüne yakın Emine’ye dört mısralık bir şiir yazıp yollamış.
Ama Emine’nin son mektubu her şeyi değiştirmiş:
> “Bubam beni ağanın oğlu Hasan’a verdi. Ahmedim, ahirette buluşuruz...”
Ahmet mektubu okur okumaz eline kalemi alıp şiirine son beşliği yazmış. Ardından tüfeğini eline almış, kendi canına kıymış.
Mektup kana bulanmış, yanında da bir not bırakmış:
> “Bu mektubu, bu köyde şu adresteki gara gözlüm Emine’ye ulaştırın.”
Acı haber tez yayılmış.
Mektup Emine’nin eline ulaşmış. Üstü kanlıydı, gönderen Ahmet’ti.
Heyecanla açmış mektubu… İçinde o son beşlik yazıyordu.
Son mısrada şu sözleri okumuş:
> ‘Ruhum çıkar çıkmaz ordayın...’
Emine, mektubu göğsüne bastırıp ipi boynuna geçirmiş ve kendini asmış.
---
🌙 Ahmet’in Şiiri – “Gara Gözlüm”
1. Dörtlük
Gara gözlüm, eğme başığı, gül artık,
Ağşam çöker, çöğmez ordayın.
Yorma gendiği, gara gözlüm, uyu gayrı,
Gözleriği yuma, yunmaz ordayın.
---
2. Dörtlük
Gurban olem seğin elleriğin gınasına,
Sensiz ne edem bu göynümün yarasına.
Düşmüşem ahu gözleriğin garasına,
Gözüğün yaşı kurumadan ordayın.
---
3. Dörtlük
Ağlama gara gözlüm, gül gayrı,
Dohumlar açan açmaz ordayın.
Vemiyo ki seği bağa zalim buban,
Param denk olu olmaz ordayın.
---
4. Dörtlük
Elimde bir resminle avunuyorum,
Saatlerce gül yüzüğe tutuluyorum.
Ellerimle şaçlarına doğunuyorum,
Ah şu gurbet biter bitmez ordayın.
---
5. Dörtlük (Son)
Gara gözlüm, meğtubun yeni geçti elime,
Yazmışsın ki, “Bubam beni verdi birine.”
Şincik dayadım namluyu beynime,
Tüfenk çatla, çatlamaz ordayın...
Ruhum çığa, çıkmaz ordayın.
---
🖋️ OĞUZHAN F. ©
O