Vicdan garip bir tebessümdür,
Gönlü merhamete yosun tutmuş ellerde,
Fırtınada dolaşan muhafazakâr zihinlerde,
Dinini sevmiş, îmanını terbiye edememiş cahillerde
Malını canından daha çok seven cimri varyemezdeler,
Memleketlerde, kapalı kapılarda,
İşe yaramaz ucubelerin dolandığı entrika odalarında,
Ve en kötüsüde,
Dostmuş gibi görünen riyakâr şeytanlarda.
Sadece garip bir tebessümdür vicdan.
Ortalık mahşer yeri,
Ayağında sadece yırtık bir çorapla dolaşan kız çocuğu,
Ağlamaktan gözpınarları kurumuş bir anne,
Yavrusuna bir parça ekmek götüremeyen gamlı baba,
Açlıktan veda tabutuna bindirilmiş bir ceset,
Ve savaşmaktan yorgun düşmüş bir genc.
Hiçbir vicdan görmüyor mu?
Bu olup biten kanlı vahşeti.
Kapalı gözler duymuyor mu?
Kurumuş ses tellerinden çıkan bitkin çığlıkları.
Lavanta kokularına bürünmüş burunlar,
Almıyorlar mı? Çürümüş ceset kokularını.
Vicdan, evet bir parça vicdan.
Çocuklara, annelere, bıyığı terlememiş gençlere,
Sadece minik bir parça vicdan.
Dolsun bütün kalplere merhamet,
Zulümlere, vahşetlere, parçalanmalara,
Dur desin garip tebessümünden vazgecmiş,
VİCDAN!
M