Bir gün...
Sadece bir güncük diyorum...
Bir kelebekle geziye çık...
Neler anlatır sana...
Neler gösterir o küçücük ve kısa ömrüyle...
Nasıl yaşaman gerektiğini...
Sonra nasıl yaşlanıldığını...
Nasıl yorulmaya başlandığını öğrenirsin...
O bir çiçeğin dalında dinlenirken...
Sen ölüm döşeğinde kahırlanırken bulursun kendini...
Ahların vardır kelebek kanatlarını halsizce oynatırken...
Yapamadıklarını düşünmeye başlarsın....
Ve yaptıklarını...
Bir de planların vardı hani...
Kelebek bu dünyaya veda ederken...
Sen de kalbini tutuyorsun...
Uçup gitmesin diye ömrün...
Sonra kelebeğin ölüsü savruluyor rüzgarla...
Her şey sona erdi der gibi bakiyorsun...
Yanında yaşlı, yorgun bir amca geçiyor...
Elinde baston, oturup dinlenmek için...
Bakınıyor etrafına...
Arkadan küçük bir çocuk sesleniyor...
'Dedecim beni sallar mısın' diye...
Yorgun argın başını sallıyor yaşlı dede...
En son kelebek de sallamıştı kanatlarını...
Yorgun argın...
Ve şimdi nerede kim bilir???
M