S

GECE ŞEHRİ

Kanatır dirseklerini bina bekleyen merdivenler
Saklambaç oynar karanlıklar sokak lambalarında
Yıldızlı bir gökyüzünün sahte bir resmiyle
Sıra sıra yıkılmış alevler yerin ıslak suratına
Tabanlar çiğniyor çamurdan kilim
Yağdırıyor alçaklara alın terini iklim
Kornalar... Çirkin sesli bir kuş feryadı gibi
boğuyorken elleriyle cadde üstünü
Yılkı atları sıralanır demirden gövdeleriyle
Ruhunu ceketine, ceketini evlerine bırakmış beyefendiler
Sürgün kafeslerinde akarken kaldırım denen akıntıda
Cevapsız, elektronik bir ezan okur minareler
Unutulmuş şerefelerde güvercin nezaretinde
Yalnız değilim... Mahallemi de uyku tutmuyor
Hatta gölgelerden bir alayın kur yapışını izliyorum
Her şeyden bi haber müptelası oldukları sahiplere
Bilmezsiniz...
Dümdüz ovalık bu şehirde hep yokuşlar çıkılır
Her ağızdan bir ses duyulur pekte kelam sayılmayan
Duyarsınız tozun kibirli tavrıyla burada en büyük benim deyişini
Tutarsınız bir dilek gitmek isteyeceğiniz başka zindanlar hakkında
Gürültülü, kurak bir belde ve siz ordasınız
Hava yağmurlu lakin, siz susarsınız
©sedat33