yapraklardan düşer damlalar
ve her biri kuş tüyü gibi değer caddelere
banklara iki adam konar
gündüzün herhangi bir karanlık saatinde
dakikalar kovalarken birbirini kendince
caddelerden gelir kuş tüyleri
ve bir babanın aklına değer hareketleri
karanlığa kapanmış gözlerini açar irisleri
uzaklara dalmış renklerden alırken kendilerini
kuş tüyü zamana işler
çırpınışlar tüylere konar ardınca
tüyler tekrar canlanır, kalbine yerleşir adamın
belki de gözlerinde olmak isterler.
zamanla kaybolan beşiktedir şevkat
çocuk hala çocuk
baba hala kırgın değil fakat,
güneş batarken gözlerinde küçüğün
bu nedir? sorusu yankılanır dilinde büyüğün.
kuş tüyleri eser babanın gözlerinde.
geçmiş yankılanmış geleceğin elinde.
ve beklerken cevabını
bir zaman durulmuş tüylerin renklerinde.
zaman tekrar ediyor ya işte
ben hala senim
sen hala bensin.
biz yaşanmışlıklarız
bir zaman gelir sarılırız.
öperiz birbirimizi karanlık sabahlarda.
kaçarız yaylalardan, kuşlara varırız
ve tüyler zamana işler yine
yeniden yankılanır geçmişin izleri
siyaha atılmış beyaz gibi savaş verirken güneş
dolanırlar birbirlerine,
dolanırlar kuş tüyleri
21.kez saat vurur bize.
biz kayboluruz bir soru dolanır
oralarda buralarda, biraz ötede
bu nedir? derler kapanmış gözlerim.
bu nedir? çiğe bulanmış sellerim.
A