Gel, belkim...
Alıp başımızı gidelim buralardan...
Varsan eğer...
Söyleme göğe...
Zaten altında değil miyiz?
Bilmese de olur...
Söylersen, üzüntüsünden ağlar...
Çok severken bizi...
Gözyaşları sel olup çağlar...
Gel belkim...
Ne çok biriktirmişiz içimizde keşkeleri...
Ne çok pişmanlıklarımız var...
Bir bir saysam seni üşenmeden...
Bilmem...
İçime sığıştırdığın kaç ömür var?
Gel belkim...
Vakit aza yol alıyor sür'atle...
İçimdeki yılkılar bile durmazsan çatlayacaklar...
Biraz daha ısrar edersen...
Zaten durma...
Haydi devam et yoluna...
Koş koşabildiğin kadar...
Dursan da zaten...
İçimdeki yılkılar...
Ölüp külçe gibi yığılacaklar...
Gel belkim...
Konağımda sükununa eremedi hiç gönlüm...
Nice sözler verdim kendime...
Nice keskin dönüşlere kaldım yar yar...
Çıkmaz sokakları sor bana...
Ne dertlerin otağıymış...
Kimler gelmiş, kimler geçmiş...
Bir ben bilirim...
Gelme belkim...
Ne olur?
Bu kez olsun gelme!
Bir kez olsun bırak beni yalnızlıklara...
Önüm güz...
Yolum katran karası ızdıraplar...
Al keşkelerimi istersen benim yerime...
Ama ne olur, bu sefer gelme!
Gelme belkim...
Ne olur?
Gelme ki...
Artık, kendime geleyim...
Hazanlar sarmış dört bir yanımı...
Buz tutmanın ramağında yüreğim...
Yolum uzun mu uzun...
Oysa ben, yorgunum...
Yoruldum...
Çok yoruldum...
Bırak artık işte beni ne olur?
Bırak...
Yoluma gideyim...
Bırak ki...
Özüme döneyim...
©kenanfaik
K