Süleymaniye kütüphanesi koridoru. Eli elim de bir Türk balasının. Bozkırda olsam yazardım belki dolup dolup taşardım kağıtlara. Yalnız başına kök salmış ağaca bakıp bazen. Kuşlara bakıp nasip arayan oğul . Patika yol, güneşten kavruk. Sesi çıkmıyor yılanların. Susuz ve yalnız onlar.
Süleymaniye Kütüphanesi koridoru. Eli elim de bir Türk balasının. Pes etme yazar kitaplar. Kazanacağız okuduğumuz zamanlar. Sen der şanslısın be evlat! Deniz çarşaf, masmavi yol uzayıp giden yolculuk. Geleceğin, yokluğun ve suyun dibinde yüzer umut... Kim bilir belki bir gemi alır bir limana bırakır çocuk.
Süleymaniye Kütüphanesi koridoru. Eli elim de bir Türk balasının. Uçurtma uçurduğun karnın da balon ya da elinden iple bağlı uçar maviye doğru. Açık görüş olur bayram da sarıl oğlum babana! Dört taraf duvar duvar konuşmaz iyi ki duvarların dili olmaz. Onlar sabırla susar elbet zalimin zulmü sevenin bekleyeni vardır. Gökyüzümün mavi bulutların da kanat çırpar kuşlar. Dağlarını sarar sisi memleketimin.
Süleymaniye Kütüphanesi gibi kalabalık, kımız iç evlat beklerken treni. Tren rayları boğum boğum olur getirir sevdiğini. Saz çalamazsın sen belki Türkü okursun Kerkük olur adı. Tüm Turan'a hasret. Irmak akar uzar, özlem unutmak. Yaşar çocukluk gider geceye usul usul. Gel gardaşım gel yanıma ben hep aynı yaştayım nasıl olsa...
©uğurünver
U