E

GELDİN Mİ ?...

Yalnız gelmezsin sen bu mekanlara,
Elinden tutup getirdiğin çocuklar da seninle gelirdi.
Neşem olurdun!
Bu çiçekler hiç yalnız bırakmadı kır bakışlı gözlerini.
Geldin mi onlar da gelirdi.
Gözüm, elim, ayağım olurdun.
Geldiğinde gülümsemen,
Geldiğinde yaşama sevincin,
Geldiğinde ellerinde ekmek kokusu,
Geldiğinde demli çay sıcaklığı,
Geldiğinde tadı eskilerde kalmış çocukluğum da senle gelirdi.
Hüznüm olurdun!
Nedendir bilmem?
Sen geldiğinde, hüzünlenir, göğsüm daralır, yüreğimi üşüyen ayaklarına ayakkabı ettiğim sığınmacı çocuklar da seninle gelirdi.
Vicdanım olurdun!
Geldiğinde,
Gizemli iki meyve gibi gülen gözlerinle,
Portakal bahçelerine yağmuru üşütmeyen mevsimler gelirdi.
Göçmen kuşlar konardı yürek pencereme
Baharım olurdun.
Geldiğinde,
Pırıltılı dereler akar çocuk kitaplarında,
Periler yıldızlı değneklerini sallar,
Alfabelere harfler eklenir,
Cümleler uzar,
Şiirler, öyküler, romanlar, şarkılar gelirdi.
Neşem olurdun!
Geldiğinde,
Dalgın gözlerinde yıldızlara uzanan sevdalı delikanlılar gelir.
Deniz kumsallara yüz sürer, gökyüzü toprakla sevişir.
Sudan damlaya, damladan suya dönüşen bulutlar geçer üstümden.
Mevsim olurdun!
Gelirdin,
Gökyüzü boşalır,
peşin sıra yıldızlar gelirdi.
Gelirdin,
Bu şehirden bir adam geçer,
Adam şehirle dolu ,şehir adamın farkında değildir.
Beklerdim,
Mavide beyaz gelirdin.
Beklemezdim,
Hazan, bal rengi gözlerle karşılar gelişini..
Yağmurda gelirdin, sarıda gelirdin, mavide gelirdin...
Gelirdin,
Davut Calud'u öldürür
Eyüp sabrının meyvesini yer
Musa yolu yarılar
Platon mağara ağzındaki ışığa yönelirdi.
Gelirdin,
Düğüne halay ,
Yemeye tuz ,
Yoksula ekmek,
Çocuğa süt,
Yaraya merhem gibi gelirdin.
Gelirdin,
Başağa tohum gibi gelirdin.
Hasrete vuslat gibi gelirdin.
Gülmek için gelirdin.
Mutlu etmek için gelirdin.
Göğsümde konaklamak,
Yüreğimde yatmak için gelirdin.
Gelirdin be!
Gelirdin işte.
İyi gelirdin.
©eminbarut