Sesindeki yankıyı öptüm
Sensiz ve sessiz dolaştığım sokaklarda.
Yıpranmış elektirik direklerinde
Paslanmış kenar köşelerde bıraktığım harflerle baktım gözlerine.
Köşelerdeki çöp kutularına baktım
hangi kusurumu sevmedinde attın.
Belki bulurum elinin izi kalmıştır.
Oysa bana dair ne varsa emanet etmiş gibisin,
Vakti gelince bir bir bakarım diye
Şimdi bilmek istemiyorum diyorsun beni ne kadar sevdiğini...
Durduramaz belki aykalrıma taktığım zincirler
koparırım, kopartır incitiriz kendimizi düşüncelerin.
Ben de bilmiyorum kelimelerim uğruyor mu semtine?
Duvarlara yazsam anlar mısın?
Bu çocuk seni seviyor diye.
Daha neler deme
Büyüdük belki...
ama o çıkmaz sokaklarda duvarların üstünden atlayıp bir birine koşan bakışlarımız hala çok küçük.
Sahi hangi sokaktaydı kalbin,
kapıma mı geleceksin dedin mi?
Dilin saçmalama desede
Kalbin sanki gel desem gelecekmisin ***** hüznün de...
Gelmez miyim?
Gel der misin?
Neyse
Nasıl olsa sabah kalkıp buradan geçtimi diye düşüneceksin.
Hangi kaldırım taşına soracaksın
kaç defa kaç dakika kapıdan çıkıp da tesadüfen karşılaşmış olduğumuzu
merhaba demeden
uzun uzadıya görmediğim günler de beklediğimi...
tabi ki hayır
Al oku desem de kıymeti olmayacak ki
Bundan öncekilerin hiç birine kıymet verdin mi ki?
Beğenmedim bile diyemedin
Oysa yokluğunda hayat yok benim için
Olsun tanıma beni
Hiç hatırlama kumsallarda kahve içtiğimiz günleri...
Arkadaş mıydık?
Değildik ikimizde biliyoruz.
Bilmemezlikten gel hepsini
Söyleme nazar değer...
Ben de mutlu olmayayım ne olacak ki?
Yine de ördüğün duvalara iyi bak
Bir gün okursun bu cümleyi....
Üç aşağı beş yukarı aşk değil benim ki
Düz hesap sonsuza yuvarladım sevgini...
©paslıkalem
P