Uzak diyarlardan, umut dolu bakışlarla, Göç etti bir millet, yollar yorgun, adımlar ağır. Bir vatan umuduyla, yaktılar çıraları, Karşılayanlar mı dost, yoksa düşman mı sorguladılar.
Ana vatan topraklarında, barınacak yer bulamadılar, Fakirlik pençesinde kıvrandılar, çaresiz kaldılar. Zengin sofralarda ziyafetler çekilirken, Onlar ekmek için yalvardılar, gözyaşlarına boğuldular.
Dünya düzeni bozuk, adalet yerlerde sürünüyordu, Altın, gümüş parıltılarını yitirmiş, her şey karanlığa bürünüyordu. Umudun ışığı sönük, yarınlar belirsiz, Her gün yeni bir sınav, her nefes bir dert deniz.
Saadet arayanlar, ukbaya yol aldılar, Geriye kalanlar ise karanlığın kucağına gömüldüler. Çıralar söndü, kandil yağsız kaldı, Yapay zeka hakim oldu, insanlık soldu.
Kalanlar umutlarını yitirdiler, Göç yollarında kaybolan bir millet oldular. Barış ve huzuru aradılar, bulamadılar, Sonunda karanlık onları da yuttu, bir daha geri dönmediler.
©hasanbey.
H