Gözlerim seni sevmeyi, sendeki sevgiyi öğrendi,
Gülüşlerimi ilk sana sundum, sadece sana gülümsedi bu gözlerim.
Ne bir değer ne de bir kıymet bildim oysa,
Bir başıma nasıl bıraktın beni, ey sevgili?
Candan feda edilen bu gülüşler sana,
Neden veda ettin bana bu kadar çabuk?
Gözlerim sadece sana gülerken böyle,
Neden bıraktın beni bir başıma, ey sevgili?
Gönülden gönüle akan bu tebessümler,
Dudaklarımın arasından dökülen inciler,
Ancak senin tarafından görüldü, bilinmez miydi değerin?
Neden bu kadar kadir bilmezdin, ey sevgili?
Sevgi ekmekti, aşk su diye haykırdık,
Bir yudum sevgi her şeye bedeldi,
İki kalp bir araya gelince, ey sevgili.
Selvi boyluydun sen, selvi boyluydum ben,
Yüreğinde bir yara, bende aşk ateşi,
Birbirimizi Zühre yıldızı gibi sevdik,
Kutup yıldızı aşkımıza yol gösterirken, biz yoldan çıktık, ey sevgili.
Çaresizliğe düştüm, bir başıma kaldım,
Bir başka mahremi tanıdım, bana kol kanat gerdi.
Kötülük yoktu kalbinde, biliyorum,
Ama sen gittin ya, ben çaresiz kaldım, seni unutamadım.
Sevmeliyim onu belki de, çaresizlikten, bana sarılanı, ey sevgili.
Aşk ilk görüşte olanı unutmak değildir,
Aşk gidene elveda demek değildir,
Aşk, aşkın ateşiyle yanmak, küle dönmektir,
Aşk sevgi, şefkat ve fedakarlık ister.
Kör gözlere aşk görünmez, kör gözler gerçek aşkı göremez,
Aşk daldan dala konarsa, çiçekten çiçeğe geçerse,
Her çiçekten polen toplanamaz, bu nasıl bir aşk, ey sevgili?
Aşk, gidene elveda demek değil,
Aşk gelene sarılıp kucaklamak,
Onu öpmek değildir, ey sevgili.
©hasanbey.
H