Adem'le gelen su toprak bedenim,
Duygularla yoğrulmuş her bir zerrem,
Sevda sularıyla sulanmış bir gönül bahçem vardı.
Dal dal, yaprak yaprak gün doğuşuyla çiçekler açacaktım ki, nasıl oldu ki...
Hayatıma girdin, sen gönül bahçemi açamadan soldurdun, be gülüm!
Bazen sevecen, bazen yüzümde bir tebessüm, bütün güzelliklere hayran...
Güzelliği yaratana hayran bakardım.
Gök kuşağı gibi hayallerim vardı.
Nasıl mutlu yarınlarda, hep umudum vardı. Sevgisi kalbimde, sevinci damarlarımda dolaşıyordu.
Oysa bu gönül bir çiçek bahçesi gibiydi.
Nasıl ki hayatıma girdin, hayallerimi de soldurdun, be gülüm!
Her bir sözün zehirden daha acı geldi.
Ne doğduğuma ne yaşadığıma sevine bildim.
Her gün Allah'ım dan hayırlı bir ölüm diledim.
Ne duygu bıraktın ne sevgi bıraktın.
Aşka olan inancıma bir ok gibi saplandın.
Yaşarken ölmeye muhtaç ettin, be gülüm!
Kaç kez ilmeği boynuma takmayı düşündüm.
Vebalinden çok korktum, bu yükü taşıyamam dedim.
İnancım buna müsaade etmedi.
Ne senden vazgeçebildim ne de yaşamaktan.. Emanete ihanet olur dedim.
Saç, sakalım her ne kadar aka bürünse de.. Allah'ım dan bir nur dedim, yine sitem etmedim.
Yaşamadan ömrümü de soldurdun,
be gülüm!
İmtihan acılarla yoğrulmaksa, tatmadığım acı kalmadı.
Acılarla arkadaş oldum, derttaş oldum, yoldaş oldum.
Sükutumle yetindim, her acıya tebessüm ettim.
Tebessümü de bana çok gördün, be gülüm!
Elbet her güne bir güneş ☀️ doğardı.
Kimine umut kimi ne mutluluk kimi ne hüzün kimi ne hayata doguş kimi ne hayata veda.. kulun akıbeti bilinmez.
Yazı haktan kul kaderini yaşar iken, yaşamayı da bana çok gördün, be gülüm!
©doğukan01
H