R

Gün Doğmadan Uyandım Bu sabah

Gün doğmadan uyandım bu sabah
Güneşin bile haberi olmadan
Bilmesin vazgeçişlerimin büyüklüğünü
Görmesin derinliklerimde ki suçluyu
Duymasın çığlıklarımın çaresizliğini
Girmesin penceremden içeri
Girmesin ki
Isıtmasın bu korkak aciz bedenimi
Gün doğmadan uyandım bu sabah
Günaydınlar kondurdum
Aynadaki paslanmış gülüşlerine
Günaydınlar kondurdum
Yüzümde eskittiğim özlemlerime
Ve
En içten günaydınlar senin için
Göz kapaklarında dinlendiğim
Göğsümde büyüttüğüm ay tenli kadın
Yağmurlar eşliğinde seyrine bin hasret
En içten özlemler emrine amade
Gün doğmadan uyandım
Özgürlüğe kucak açtım bu sabah
En güzel gidişlerim senden olacak
Senden olacak bütün kaçışlarım
Prangalar bile tahammülsüzleşti
Durduramaz artık özgür bedenimi
Yetmedi mi gökyüzünü içine doldurduğun?
Yetmedi mi saçlarımdan toplayıp
Koynunda sakladığın yıldızlar?
Yetmedi mi maviliklerime matemin?
Uçup savrulmak istiyorum artık senden
Sen yeterki üflemeyi bil.
Gün doğmadan uyandım bu sabah
Bütün umutlarım uykudayken
Uykudayken gelişi güzel hayallerim
Merhametli ruhumun üstünü örttüm
Dönüp son kez baktım ;
Yokluğuna dem vuran evsizliğime
Son kez bakabildim
Küsüp sırtını dönmüş çiçeğime
Son kez içimde ki perdeyi araladım
Gün doğmadan uyandım bu sabah
Kötü bir adam uyanışıydı bu
Kalbinin çapasını kaybetmiş
Aklar içinde siyahı seçmiş
Kötü bir adam
Kırışmış yüzümde intikam çizgileri
Şahlanmış bedenimde ölüm izleri
Gün doğmadan uyandım
İki kişilik hayatımın son sabahı bu
Biraz sonra içimden uğurlayacam seni
Biraz sonra ölüm bile yüzünü asacak
Ölüm bile hayret edecek acizliğime
Elveda sevgili elvedalar sana
Gözyaşları serpiştirdim yollarına
Kandiller yanacak geçtiğin duraklarımda
Ayak seslerin kalbimin sesine karışacak
Göçüp gideceksin viran ellere
Paklar içinde karanlıklara gömülecem
Silinip gidecek bütün dokunuşların
Ve senden geriye
Kokun kalacak sadece kokun
Boynumda kalacak kokunun izleri
Doğum lekesi gibi..
Ölüm lekesi gibi..
Biraz sonra içimden uğurlayacam seni
Biraz sonra ölüm bile yüzünü asacak
Başucumda yağlı bir ilmek
Yıkık dökük bir tabure ayaklar altında
Son kez gökyüzüme bakmana izin verecem
Son kez hatırlayacaksın o ilk dansımızı
İşte o zaman dudaklarımdan akar bu cümle
Aynı yıldızdan düşmedik mi biz?
Bundan değil midir yollarımızın kesişmesi?
Yakıştı mı bize sırtı dönük yakarışlar?
Yazıklar olmasın mı bize?
Yazıklar olmasın mı bana?
Biraz sonra içimden uğurlayacam seni
Ölüm bile yüzünü asacak beni gördüğünde
Ayaklarının altından çekip alacam tabureyi
Söküp alacam verdiğim bütün değeri
Her çırpınışında biraz daha öleceksin
Senden vazgeçtiğimi anlayacaksın
Ruhun semalara yol alacak
Bulanık sularda yıkanılacak bedenin
Uzanmış teneşir soğukluğunda
Omuzlarında belirmiş şiir morlukları
İçimdeki yas evini hissedeceksin
Başucunda ki dualara eşlik edeceksin
Kirli ellerde taşınacak tabutun
Geçtiğin her yer sararıp kuruyacak
İçimde kazma kürek sesleri
En derinimde gömüleceksin
Dokuz tahta altında en güzel uykunda
Topraklar atsınlar çorak bedenine
Ah toprak kokusu bastırır mı kokunu?
Yer gök bir olsun, yırtılsın bütün denizler
Ey güneş doğuran elleri kınalı kadınlar
Eşlik edin feryadıma
Ölüm nedir bilmem ben
Ey çınar ağaçlarını toprağa veren kadınlar
Eşlik edin çığlıklarıma
Ağlamak nedir bilmem ben
Hoşçakal uğruna şiirler büyüttüğüm kadın
İçimde asılı kaldı bütün kaçışların
Hoşçakal uğruna şiirler öldürdüğüm kadın
Hala bırakıp gittiğin yaştayım.
Hoşçakal en güzel mevsimim
Gökyüzüm, yıldızlarım, yağmurum
Hoşçakal en güzel akşam vaktim
Hoşçakal ağız tadım hoşçakal
Hoşçakal penceremdeki soluğum
Hoşçakal sokağım,caddelerim, evim
Yatağım, yorganım, yastığım
Hoşçakal sana açılan bütün kapılarım
Hoşçakal en güzel yaşım hoşçakal
Yalın ayak çocukluğum, gençliğim
Hoşçakal en güzel bakışlarım
Manzaram, tablom, resimlerim
Hoşçakal sütten kesilmiş umutlarım
Yedi kucak dolusu özlemlerim hoşçakal
Hoşçakal saçları omuzuna düşmeye hasret
Ay tenli kadın hoşçakal
Hoşçakal en güzel şiirim hoşçakal
©reşitbilen