Güneş Dürülüp Işığı Kalmadığı Zaman, Gök Yarıldığı Zaman, Yıldızlar Parçalandığı Zaman, Denizler Kaynaştığı Zaman, Kabirlerin İçi Dışına Çıktığı Zaman; Yer Dehşetle Sarsıldıkça Sarsıldığı, Yeryüzü Ağırlıklarını Dışarıya Çıkardığı ve İnsanın, “Buna Ne Oluyor?” Dediği Zaman. Gök, O Gün Erimiş Maden Gibi Olur, Dağlar da Atılmış Pamuğa Döner. Hiçbir Dost, Diğer Bir Dostunu Sormaz. Gözün Kamaştığı, Ayın Tutulduğu, Güneş ve Ayın Bir Araya Getirildiği Zaman, İşte O Gün İnsan, “Kaçacak Yer Nerede?” Der.
Kıyâmetin Koptuğu Gün, Yeryüzü ve Dağlar Sarsılır, Dağlar Yumuşak Kum Yığını Hâline Gelir. Eğer İnkâr Ederseniz, Gençleri İhtiyarlatan Günden Nasıl Korunursunuz? O Günün Şiddetiyle Gök Bile Parçalanır, O’nun Sözü Yerine Getirilir.
O Gün İnsanlar Ateş Etrâfında Çırpınıp Dökülen Pervaneye Dönecekler. Dağlar, Atılmış Renkli Yüne Benzeyecekler.
Ey İnsanlar, Rabbinizden Sakının! Doğrusu Kıyâmet Gününün Sarsıntısı Büyük Şeydir. Onu Gören Her Emzikli Kadın Emzirdiğini Unutur, Her Hamile Kadın Çocuğunu Düşürür. İnsanları Sarhoş Gibi Görürsün, Oysa Sarhoş Değildirler Fakât Bu, Sadece Allah’ın Azâbının Çetin Olmasındandır. Onlar Allah’ı Gereği Gibi Değerlendiremediler. Bütün Yeryüzü Kıyâmet Günü O’nun Avucundadır. Gökler, O’nun Kudretiyle Dürülmüş Olacaktır. O, Müşriklerin Ortak Koşmalarından Yüce ve Münezzehtir.
Sûr’a Üflenince Allah’ın Dilediği Bir Yana Göklerde Olanlar Yerde Olanlar, Hepsi Düşüp Ölür. Sonra Sûr’a Bir Daha Üflenince, Hemen Ayağa Kalkıp Bakışıp Dururlar. Yeryüzü Rabbinin Nûru ile Aydınlanır; Kitap Açılır, Peygamberler ve Şahidler Getirilir ve Onlara, Haksızlık Yapılmadan Aralarında Adâletle Hüküm Verilir.
©doğukan01
H