Yol boş, yürüyoruz güneşin altında
Kollarımdan tutuyorsun beni,
Kaybetmekten korktuğun, korktuğundan sakınmak için
İnce bir hareketle kendine çekiyorsun
Kenetliyorsun bedenlerimizi, kenetliyorsun düşüncelerimizi
Hükmediyorsun adeta zihnimdeki tüm fikirlere
Pompalıyorsun adrenalin zayıf damarlarıma
Kan kırmızısı yanaklarıma yükseliyor
Sana bakıyorum,
Yine o dondurucu ten, yine o pürüzsüz beden
Bana bakıyorsun,
Heyecan dolu bir bakış, düşünceli bir tutuş
Bir iki, bir iki kalbim çarpıyor
Ve yüz yirmi vuruş, adeta hız treni
Yankılanıyor bir bateri ritminde hislerim
Kendi gürültümden senin notalarında koşmaya başlıyorum
Ellerimden kayıyor tüm sahne, bir anıya dönüşüyor
Yine uzaktasın, yine uzaktayım
Artık ellerin ceplerinde, yol ise bitmiş şimdiden
Bulutlar gelmiş güneşi çevreleyen
İnsanlar doluşmuş hislerimizi cepheleyen
Sesin karışıyor rüzgara,
Karanlık bir gecede fırtınam olmak için
Şimdi sıcak bedenin, güneşte parlamıyor
Şimdi sıcak ellerin, kollarımı bulamıyor
Sıcaklığında kavruluyorsun ve ben üşüyorum bu sefer
Güneş tekrar parlayana kadar yine seni düşlüyorum
Düşlüyorum sonbaharda, kışta ve de yazda
Kasvetli günlerde, amansız haftalarda
Gelişin bir ömür sürse, tüm ömürlerim feda
Gelmen için canım gerekirse, al yüreğimi ver güneşe
Güneş anlayacaktır beni, tam öğlen saatlerinde
Soğuk bedenine çarparken bir sis olup uçuşacaktır
Bir kelebek rüyasında yine bulacaktır beni sis
Ve yine birleşir o zaman ellerimiz, hatta belki de gözlerimiz.
©lilithh
.