Güneşi saçlarına boyadım yağmurlarda batmasın diye.
Batışı kırmızı sönmesi karanlıktır güneşin.
Sabahları kalkmakta zorlanırken, bazen ışınları saçıyor camdan uyan diyerek.
Gökyüzün bulutlar almış kalkma diyesi geliyor.
Gökgörültüsü hayran, yağmur uykuya dalıyor.
Ama güneş eskisi gibi yanıcı değildir bunaltmayan şafakları.
Milyonlarca yıldır sönmeyen açık hava balonu yakmalara şahit, ölüm şeriti bazen mutluluk saçan melek.
Helium fazlasıyla sesimi kaybetmişim zamanında.
Hidrojeni bol içim dolu patlamak üzereyken bir balon gibi.
Plazma yüksek hararetden eriyip muma döndüm acılarla.
Yıldızlara kayarak sonsuza gitmişliğim vardır.
Uranüsün etkisi hala sınırda kalbime denk gelecekmiş gibi.
Plüton soğuğu cismime eşittir ısısı bitmek üzereyken.
Manyetizmim doruklarda galaksilere dokunuşluğum hep ortalarda.
Yıllar öncesi seven çift gibiler yıldızlar.
Acılar başarırken ya kara deliğe kaybolur.
Olası haldeyse patlama etkisiyle karanlığa işık saçar.
Güneş neden sevmeyi öğreten ayı niye bir karanlığa terkettin?.
Yüzerinde dalgalanan gönüller zülmete yakalandı.
Fön etkisi kıbleler semumla eşlik etti, susamış abidelerde.
Bir zamanlar ışık hızında kaybetmişliğim hatırada ama bilmeksizin güneşimiz dünyaya 8\ saniye içinde şafaklarını saçma potensialindedir.
Yapmışlığı kabullenmek basit değil, olan yapmaman gerektiği sorunları problemlerine katmamaktır.
Bir sefer ki, güneş tutulması, ve ben olacam, batması mehtemelse çaresiz duruşum, ay ise henüz belirlenmiyen ayrılık özetimi fragman yapacak..
©gönülyazar
E