Günlerden hazan, mevsimlerden sen
Bugün etraf şiir kokuyor.
Seni müjdelemek için gelmişler.
Aslında…
Sabah bana el sallayan ardıç kuşundan,
Rüzgar kokan gül bahçelerinden anlamıştım geldiğini
Artık yazdıklarımı yağmur suyuyla yıkıyorum.
Çünkü mürekkebin mecali seni anlatmaya yetmiyor.
Bir iki satırda onlar karalıyor.
Göçten, hüzünden, seni fısıldayan kavak ağaçlarından bahsediyorlar.
Günlerden hazan, mevsimlerden sen
Kağıttan gemiler yaptım içinde yıldızları yüzdürebileceğim.
Umuttan düşler yarattım gözlerini bulutlara resmedebileceğim.
Dolunay yine en tepede,
Mehtap aydınlatıyor önümüzü,
Sandalın içinde sen ve ben topladığımız kır papatyalarını sayıyoruz.
Günlerden hazan, mevsimlerden sen, rotamız yıldızlar…
Her umudun bir yıldıza, her yıldızın bir umuda tekabül ettiği sıra dağlarının ardından sesleniyorum.
Umudun yıldızlara ; yıldızların şiirlere ; şiirlerin sana çıktığı şeb-i hicranlardan yazıyorum.
Günlerden hazan, mevsimlerden sen…
©m_f_t_n
M