Işıyan ve sıcak üstüyle pervanenin
Gecede yana döne aradığı sır;
Gölgedir.
Dolunay uzakta kıtlığa gümüşten tepsi,
Lokmasına saçılan halil ibrahim sofrasına perdedir.
Korkuyla cesaret aynı kapta
Bıçak ve el yan yana
Aynı kanla ve nizami adımla ezilen serdedir.
Delinen su oltanın iğnesine gün gelir
Elbette ipekte gizlenen çeliği çenesine
Bir sefere mahsus son kere geçirir.
Yaşlanan bilge taşlar arasında bekler intizam
Renk, pul, köpük...
Çıkar hayat aklı evvel balığın ağzından.
En az siyah kadar sessizliktir bu soyutluk
Dipte vurgunda kıvrılmışken başkaca bir balıktan.
Boyun eğip beklemektir kader.
Kanın mutlak kaldığı kana da muhtaçtır zaman.
Yağmur durağında son varılan handır.
Hükmünde sözler ehil ve uysaldır.
Yörüngesinde darmadağınsa saat
Kollarına inme hasletinde
Afete zamanlanan afiyete ikramdır.
...
En nihayetinde:
Bulduğu pervanenin kaybolan gölgede ışıyan gecedir.
Perdesiz pencerelere vurduğu en saf haliyle yine de
Med-cezir onun yazık ki kursağında kalan hevestir.
A