hafifledi zaman
karıştı kişilikler...
sen mi bensin
yoksa ben mi senim?
anlam yitiren fizik
yerini hayâllere bıraktı
uçrumun kenarına sürüklendi umutlarım
ve atladı...
sessizliğe gömülmüş bir meftâ vardı ya hani
işte o benim umutlarımdı
üzerine toprak attım
gözyaşların düştü ulûdumun toprağına
seni geri getirecek olan herşeye meftundum
alıştım aslında unutmaya
senden gayrı
mâlesef yine başaramadım seni unutmayı
gözlerimin deminde tüter hayâlin
ince belli az şekerli bir karışım
kahverengi hayâlin...
siyah de değil beyazda
gri hiç değil...
soyut bir kahve tadı var bu sevdâda
uçsuz bucaksız kokusu tenime teğet
aklımı aşındırır seni düşünmek
ölmek problem değil
önemli olan seni taşıdığım kalbimin atması
soytlaştı kelimeler
nasılsın?
karıştı ruhlar giriftleşti birbirine
müstakil berzâhımızı kuşatır kelebekler
kuşlar şarkı söyler gölgene
usandı zaman sensizliğe geçmekten
alıştı unutkanlığım senden gayrı herşeye
karıştım sana
sen saf su iken dem oldum döküldüm bardağına
çıkaramazlar artık rûhumu yüreğinden
kaçışlarım seni üzmemek içindi
haykırışlarım sensizliğe atılan imzâ
yoksun biliyorum
bu canımı acıtıyor
o kadar acıtıyor ki yokluğun canımı
canımı dişime takıp süzülesim geliyor
İstanbulKule'den gözlerine...
dalmak istiyorum sorsuza dek
uyumak istiyorum sıcacık sînende
ölmek istiyorum gözlerim bakarken
mutlu gözlerine.
ama sen üzülme olur mu?
sonra ben nasıl yaşarım.
kblyylmz
7.7.21
17:37
©kblyylmz
K