Hasata çıktım
Sonbahardır yapraklarımı döken
Bu rüzgarın kasvetli uğultusudur
Karanlığın bile kaybolduğu bu sokaklar
Bir mabedin başlangıcıdır
Zihnimin ibadetidir çile
Kayıp varlığımın meskenidir
Peki ya mezarlıklar
Ölü çiçeklerimin toprağı
Sabahın gölge karanlığıdır
Odur ki bu mezarlar
Kuşların kaybolduğu gök
İç denizimin ücra adası
Beni anlamak istersen
Tut iki elinle kalbini sök
Sana benden bir şey kalmasın
Karadır hakikate bakarken gözlerim
Hüznün armasıdır gömleğime takılan
Sınıflardan sıyrılmak için edindiğim silahın
Kafama dayanacağını nereden bilebilirdim
Her şey yolunda diye niye ayrılıyorum
Neden bu saatte hasata çıktım ki
Esen rüzgarda kokunu aramak için mi
Ağaçları hazırlamak şiire
Ve belirmesi nasıldır yoksunluğu
Candan, gündüzden ve bahardan
O bahar ki çiçeklerin solduğu
Yaprakların sarardığı, kaybolduğu vakitlerin
Köpeklerin, kedilerin, savaş yüzlü çocukların
Kanın akışı, güneşin batışı ve çağırması iç savaşa
Sesimin buğusu tıkamışken geceleri
Biliyorum artık daha bi yorgun
Gözlerimde sır çıkmazı bakışın
Bu eskiye yaraşmayan yalnızlık
İçindedir bu boğuk mevsimin
Karanlığı soluyorum her zerremle
Adımlara karışırken gidişinin izleri
Her şey değişirken bu mayıs akşamında
Yorgunluktan değil bu iç çekişlerim
Bil ki düştüğüm denizden maksat
Görebilmektir en dipteki inciyi
Peki boğulmaksa bu çırpınıştan maksat
Niçin bu kadar yoruldum ki yüzmek için
©_münzevi
_