A

Hasta çocuk

Gecesi düş yerine karabasan olan bir kızın
Ilık gülümsemesi deşti sızımı.
Ben ölüme gel diyemeyecek kadar
Çok sevdim bu hayatı.
Dağı, taşı, göğü, kuşları
Her rengine sevda bağladım ben bu dünyanın.
Son nefesimi verirken firkatın penceresinde
Kocaman gülümseyebilir miyim ayrılığa, Meçhul...
Biri bana cennetten şarkı fısıldadı
Öten kuşun kanadında mektuplar getirdi
Üryanıma esvap dikti çiçekli
Saçımı okşadı ve öptü yüreğimden.
Buruk bir mutluluk bıraktı heybeme
Nasıl sevindim bir Allah bilir
Ne kadar eksik ve savunmasız olduğumuda.
Leylanın sokağına sapmamak için
Çok direndim anne.
İpekten dokuma bir akşama demir atmışken,
Bir çöle varmasın diye yolum
Görmesin diye bir mecnun gözüm
Çok direndim..
Çünkü eksiğim anne
Yalnız o değil, bir yanım da paramparça
Çünkü dolduramadım yüreğimi
Ne birini sevebildim
Ne bir dost bulabildim dünyama yaraşacak
Tıpkı çocukken,
Hevesimin tadında kalmayışı gibi...
Topaç çeviren abilerden bile
Huzur dilendim ben.
Ne zaman deme
Bunları bir ben bilirim bir de duvar saatleri.
Zaten bir başkası da bilmek istemez.
Sen kızım büyüyecek
Eli ekmek tutacak, hekim olacak derdin
Gelin olacak düşlerini duvağına saracak
Gözlerindeki bir devrin ümidi,
Göğüs gerecek yalnızlığına derdin.
Hâlbuki ben yine o eski köy meydanında,
İp atlarken ve ilk defa bisiklet sürerken Komşunun damı göçmüş evinde
Elleri çamurdan çatlamış
Ve bütün dünyası,
Yalnız bir pembe bebek olan,
O esmer kız çocuğuyum...
Küçükken her şey bir oyundu benim için
Büyüyünce ne değişti peki,
Daha günahkar ve garip bir gecenin kucağında,
Hayatın pençesinde bitap düşmüş bulut misali Göğüne hasret...
©aspidistra