Ş

Havuç Dilimi

Kaçmalı alabildiğine alımlı zehir
Bağrında gezerken berrak şehir
Burada umutlarımın kimliği yok
Yumruk sesli imam başlayınca ezana
Herkesin önce burnu girecek mizana
Burunlara emrolunacak: Gül kok
Her nefesimde bir ayrı arbede
Kızlar çığlık kovalar harabede
Neden,niçin... Söylenmez,ayıp!
Kalbim kafes içre voltada elinde asa
Ben buhrandan şehri ikiye yaran Musa
Nice nice yıllarım politik kayıp
Mutad olduk yalanlara batmaya
Katlanamam hayır,bozuk bu maya
Siyasi partiler birer birer devrim kilimi
Bir bohça gibi bağlandık
Göz göre göre kesilip yağlandık
Havuç dilimi
Çıkmadı üstümden şu pislik kazı kazı
Fırlatıp atsam üzerimde biriken enkazı
Göğü kuşatan köpek bulutların üstüne
Ve kaçsam,kaçabilsem uçarak
Bir elimde cımbız diğerinde tarak
Tek taneli narın üstüne
Ben insanlardan kaçan pir
Belki de hakiki tarîktir
İmgemin gittiği yol
Benden kaçmak için kara kıra
Ama üzmüyor değil ara sıra
Arasında olduğu kol
Ayrılığın ismi bölünmez bir bütün
Sütun sütun dizili raflarda tütün
Şimdi olmaya ben mecburum
En gizli naftalin,gar dolaplarında
Ve batan güneş,son yarında
Üzerimde tuzlu tanburum
Keşkelerin "Hû" devranı demi
Sırtımda dostlar cemi
Dünyanın düz olduğu yerde
9 sene önceye giden ney sesli bir tren
Penceresinden
Düşmüşüm imgemli derde
©şair-i-dem