S

HAYAL KIRIKLIĞI...

Ah güzeldi ...
gizliydi benim hayallerim,
Tanrı ile benim aramda.
Küçüktüm,kendimce çoook küçüktüm
nereye baksam bir bozukluk,
çöp vardı bir kere yerde
dolaşır dım üstünde.
Her yerde bir çürük kokusu,
kapatır burun deliklerimi,
koşardım
gülerek, hoplayarak, eğlenerek...
umursamaz, yadırgamazdım,
hani küçüğüm ya ben...
Yalancı...
yalancı masallar
bir hayal ülkesinde kalacak,
hayaller kurdurdu bana.
Hayal kırıklığına uğrayacağımı bile bile...
sonsuz mutlulukmuş! inandım
o Kadar mı küçüktüm acaba?
masalara inanmayın küçüklerim,
sadece, sadece sizi...
sizi iyilikle dolu bir dünyaya, sınırsız renklerin olduğu,uçuşan halılar üstünde ki prens ve prensese inandıracak,
gün gelir kötülüğünü gösterecek bir kuvvet...
masal yaa bu, yalancı, yalancı masallar.
Bir gürültüydü kopan çığlıklar,
kulakları sağır edecek,seni,
beni, bizleri küçüklerim! şimdiden yıkıp yıkacak...
oyun... evet oyundu ,buda büyüklerin oyunu ,
nede değişik oynuyorlar.
Oyun muydu acaba? hani çok küçüğüm ya.
Bir kuş öldürdüm,bir damla göz yaşıyla ölecek bir serçeyi,
yüreğimdeki tek yangın o...
ah bir hatırlayabilsem...isteyerek mi yoksa istemeyerek mi öldürdüm yüreğimdeki tek sancıyı.
Tanrım...affeder misin beni,
affeder mi o kuş beni?
affettsin tanrım,
ben affedemiyorum kendimi...
Çöl ortasında ki tek su,
onca kurak ta ayakta kalmış bir minik fidan gibiydi meğersem küçüklüklerimiz...
böyleydi küçüklüğüm, herşeye kör olmak nede kolaymış,
gerçekten küçükmüydüm?
Hadi diyorum kendime, masallarda ki gibi,
koş zambaklar arasında kaybolmuş küçük yolcu...
Cadının zehirli elmasın dan,
Pinokyo nun yalanları dan,
koş...
kırmızı başlığını takıp koş,aman dikkat kapmasın kurt,
inanma ha sakın prense ,iki ayaklı sever o deniz kızım...
uyan, eyyy güzel uyan!
prens yolda takıldı, düşman saldırısına uğradı,yine mi bir yüzyıl uykusu...
Çok kırıldım size masallar.
Ah...bir koca sarsıntı sardı bedenimi, karıncalanma hissettim gözlerimde,
vücudumu saran tarifsiz korku, sallanıyordum,sarsılıyordum sertçe.
Neydi bu? tanrının uyandırış biçimi mi?
silkelendim tanrı tarafından...
Şevkat var mıydı? hissetmedim de.
kılıcı mıydı yoksa merhametli elleri...
Büyümüşüm! iyide ne zaman?
etrafıma baktım... hani yine bir bozukluk, yine yerde dolaşan çöpler... küçüklük armağanı değil miydi,oyunun güzel bir parçası değil miydi bunlar ,
çirkinmiş meğer, hayatın çirkinlikleri...
Ah nede küçükmüşüm dostlarım...
Uyandım, uyanmaz olaydım.
Gerçeklerin farkına varmak,
hayatın paralı bir oyuncusu olduğunu öğrenmek,kaderin kölesi olmak...
mağdurum dostlar,ne acı...
Hani küçüklüğüm deki hayaller?
nerede armağanlarım,
gökkuşağındaki kaydırağım,
üzerimdeki prense beğendirecek ışıl ışıl elbisem, başımdaki tacım,ellerimden fırlayan sihirli pullar. Hani hani nerede?..
Önemli olan öğrenmek değil,ezber sistemi olan bu dünya,
kurallar kurallar kurallar bayım!
iyide yoktu benim hayalimde kural denen hapis cezası,
özgür, sınırsız dı bir kere hayallerim...
Kural bir! çalış...ona buna çalış.
aman olsun kolunda bir bileziğin,
"niye kimse duymuyor sesimi , hayallerim var benim ,dünya için olan bir meslek değil",
Duygular,teker teker kapımı çalınca,
ellerim titriyor, gözlerim buğulu.
Açtım "hoşgeldiniz misafir duygular,"
kalıcıymış...
Ellerim kalem tutunca , gerçekten tuttuğunu farkedince,
sararmış sayfalara ' ama gözlerimde'
mürekkebi dökünce,
hislerimi dile getiren kelimeler bulunca...
sonunda! diyorum,sonunda bana yoldaş olacak kitaplar,şiirler,işte sonunda mutluluk...
Ne tuhaf,her şey acı. Kitaplarada,şiirlerede yine kırıldım, yine yanıldım.
Mutsuz sonlara, hüzünlü mısralara...
Acı! hayatın gerçek tadı.
ölümde var bak bu iyi işte ,
aman Allah korusun! ya ölümsüz olsaydık bu kadar dert keder içinde...
Tanrım ne zaman karşına çıkacağım?
her şey acı...
bide sona koyulan üç noktalar... kifayetsiz kalınca kelimeler e mecbur.
Bide alışılması var bu dert keder acıya...
en beteri de ne biliyor musunuz?
acıya alışmak daha da acı...
işte bu dostlar,sonuna kadar gelebildiyseniz ne mutlu bana,bir parça hüznü mü alıp üfleyip uçurduysaniz.
©sblszn