Çocukluğunun masumiyetini anıyorum,
Derdi tasasız günlerini özlüyorum.
Büyüdükçe hayatın zorluklarıyla tanıştın,
Dertler üstüne dert eklendi, yüreğin yoruldu biliyorum.
Umut ışığını kaybettiğini hissediyorum,
Gözlerindeki sevincin sönmüş olmasına üzülüyorum.
Kara bahtına sitem ediyorsun, kaderini sorguluyorsun,
Anlıyorum seni, isyanını da duyuyorum.
Acımasız hayatın yükünü taşıyorsun,
Tutunduğun dallar kırılıyor, umutların tükeniyor.
Hor görülüyor, eziliyorsun, sevgisiz kalıyorsun,
Garip kaldığın için ağlıyorsun, biliyorum.
Zalim hayata sitem ediyorsun,
Yaşadığın acıları dile getiriyorsun.
Haklısın, hayat adil değil her zaman,
Acımasız ve vefasız olabiliyor bazen.
Çocuk yaşta ellerin nasır tutmuş,
Gözlerin yaşa boğulmuş.
Yaşantında sitemkar olmuşsun,
Garip ve çaresiz hissediyorsun kendini.
Kurulu bir evin yok, meyhane sığınacağın yer,
Olmamalı acılı arabeskler yaralarını dindirmiyor.
Dramatik ve acılı hayatın seni amansız ağlatıyor,
Anlıyorum seni, yüreğin yorgun ve bitkin.
Bir dert değil, bin dert vermiş sana hayat,
Derde düşmüşsün, mecalin kalmamış.
Çaresizce derdine derman arıyorsun,
Ama bulamıyorsun, yorgunsun ve bitkinsin.
Eyüp peygamber gibi sabırlı olmaya çalışıyorsun,
Ama sitemin gölgesinde sabrın da tükeniyor.
Kaderine gülümseyemiyorsun,
Bir gün olsun yüzün gülmemiş.
Ağlaman doğal, hakkın var,
Belki de ağlaman, rahatlaman için gerekiyor.
Gözyaşların birer damla umut olsun,
Belki de bir gün güneş doğar, bahtın açılır.
Unutma, her karanlığın ardından bir ışık gelir,
Her derdin bir dermanı vardır fakat bulamıyorsun
Sabırlı ol, yinede pes etme, umudunu kaybetme,
Belki de bir gün kaderin gülümser sana, kim bilir?
©hasanbey.
H