U

Hayhat

Yağmur ve Çamur iki arkadaş buluşur hep toprakta...
Heves de bi yere kadar getirir adamı, ondan sonrasını sana bırakır. Ne kadar sağlam basarsa ayakların yere o kadar gidersin ileriye. Çocuk parkları boş şimdi. Yağmur ıslatıyor her yeri. Her ne kadar da Ölme kardeşim ölme desem de dön geri... Bir lanet odada umutların tek kurşunluk bir gürültü...
Ağlamadan attıkça içine tüm çaresizliklerini boğazına dolar hayat yağlı urganı. Boşver takma kafana üzülme der kemoterapi görmüş vücudu radyasyonla sarılı bir amca...
Bedava değil ekmek, memleket sevmek, millet için ölmek, okumayan bunca insana Yazıp, anlatıp sonra silmek. Kitaplar bedava olsa da okumaz millet, eskiden yakardı larda şimdi binalar doğalgaz. Karnını doyurur hepsi cenazede her yer dolu etli ekmek.
Özgürlük karganın gagasında tuttuğu bir dilim peyniri tilkiye kaptırdığı, kalabalık ve saf dedikleri bu olsa gerek. Beni boşverin bir tepenin keskin kayalıklarında şu bahsedilen uzun kanatlarını açtığında güneşi örten Anadolu Kartalını bekliyorum.
Boşver mezarlıklar kendilerini vaz geçilmez sananlarla dolular ve bir tarafında uzanır bizim milliyetçi çocuklar. Sustum artık yazıyorum sadece. Yazmak güzel derdini anlamasalarda.
Seçimlerde sıfır virgül bilmem kaç kişiyiz. Deniz uzak, mavi değil gökyüzü Bozkır tüm heyecanlarım, katık ediyoruz peyniri kahvaltıda arkadaşlarla ve bu hayatın tüm yolları mayın tarlaları.
Turan milyonlarca andam dağılmış dünyaya gücümüz yetmesede toparlamaya yolunda ölüyoruz biz tek bir inançla. Su uyuyor denize düşen yılan boğulmuş, diyorlar sen gelmesende olur biz hallederiz ellerimizde bayraklar bir banka sırasında bedelli veren bedeli ödetir botlar ayaklarımız da sabrı dağlar öğretir adama...
Doğa güzel ıssız sadece sesi var suriye den mülteci ağustos böceği. Oku evlat ne dedi edebiyat öğretmenin ne bulursan oku Ayandon en sert rüzgarı ve de meşhurdur her şeyi yıkıp geçecek... Akıl al demiyorum sana sadece dinle ve anla...
©uğurünver