HAZ

Uzun bir yola gönderiliyorum...
Resul-u Ekrem(a.s.m)'dir önderi bu yolun.
Onun ayak izlerini takip ediyorum.
Sonu saadet-i ebedîyeye varacak biliyorum!
Tâ yol ikileşti, gel zaman git zaman...
İmtihan kapısı açıldı şu nankör insana.
Ey kendini başıboş ve layemut sanan...
Kolaysa akıp giden zamanı durdursana!
Düşününce dostlarımdan firkatimi...
Bu hal zîr-ü zeber etti rikkatimi.
Ve birden yüksek bir sada işittim;
Haliyle celbetti nazar-ı dikkatimi.
Gelenin yüzüne baktım, zahiren karanlıktı peçesi.
Korkumdan gelmedi hiç bu sahradan geçesim!
Arkama baktım bir arslan, vahşi ve cesim.
Anladım bu ömrümün son gecesi...
Vaktimiz azaldı...
Nefsimiz haz aldı.
Dünya hayatı sürerken,
İyiler hep kazandı.
Hissediyorum şimdiden...
Hesap açılacak yeniden
Yanına erişmeme ramak kaldı,
Sahiden!
Son sürat ilerliyor dünya durmadan
Ve senin hayatın esefli bir rüyadır inan
Uyan ölüm sekeratı uyandırmadan
Ecel celladı bıçağı boğaza dayandırmadan
Ölümü öldürebilir ve kabri kapayabilirsen
Konuş dinleyelim, yoksas sus hey sersem
Kainat mescidinde Kur'an kâinatı okuyor
Diz çök, kulak ver, iste ne istersen
O'nu bulmayan bela bulur, hep yüreği sızlar
Ah şu gençliğimi çalıveren hırsızlar
O gün yaklaşıyor ya hızla
Kurtuluş şansımız yok, yakalanacağız kıskıvrak
Hesaba çekileceğiz her nefesten
Nasıl ömür çürüttüğümüzden şu dar kafeste
Gittiğin o yollarından dön, af iste
Kurtulabilmek için ebedî hapisten
©eddai