Haziran'ın hüznünü en aksak adımlarla
Saçlarıma topluyorum.
Her bir saç telimi nakışlarla
Vuslat ateşine örüyorum.
Yandıkça yanıyoruz bir kibritin ucunda.
Dokuduğum umutlarım,
Sararıp soluyor saçlarımın ufuğunda.
Yine hüzne ayak uyduran gözlerim.
Haziran'ın yıldıza hasret gecelerinde
Siyaha, matemin rengine bürünüyor.
Yarım bırakılmış duygularım
Göz ardı edildikçe,
Tuzlu sular yanaklarıma süzülüyor.
Avazım çıktığı kadar susuyorum.
Sen beni dinle gök hüznüm, sana sığınıyorum.
Ben ellerimi semaya açmadan
Sensiz geçen bir saniyeyi bile
Hesaba katarken,
Sen toprağa karıştırıyorsun maziyi.
Emanetini dua diye dilime sararken,
Ukteli yüreğine kaldırıyorsun son kadehi.
Oysa kaldırdığın kadehlerin içinde saklıydı düşlerim.
Sevginin en saf halini yaşamak isterken,
Diplere savrulduğumu bilemezdim.
Yıllanmış, kokuşmuş bir yüreğin avucunda,
Bir gül dalı gibi solup gittim.
Sen her kaldırdığın da kadehini dirhem dirhem bende bittim.
Bu Haziran'da hicran ateşiyle
Yandı, yanacak.
Sanma ki bu yaralı gönül sana bir daha kanacak.
Değerli dostum'a katkılarından ötürü teşekkür ediyorum. Birlikte daha nice şiirlere inşallah ✍️🙂
©ikrar
I