Hep aynı anılar, farklı insanlar geçti
Köşedeki çaycı hâlâ aynı demliği taşır
Ama masaya oturanlar değişti…
Kimi dert anlattı, kimi yalan
Kimi gülüşünü bıraktı, ama gerçeğini sakladı.
Bir bankta oturduk mesela,
Aynı bank… ama her seferinde başka bir hikâyeyle.
Birinde umut vardı, diğerinde ihanet.
Ruhum bile tanımaz oldu beni
Çünkü ben aynı kalmadım, onlar hiç kalmadı.
Birinin kahkahasında annemin sesi vardı,
Bir diğerinin susuşu, babamın gidişi gibiydi.
Ne garip…
İnsanlar değişince, acılar tanıdık geliyor.
Gördüm...
Aynı cümleyi üç kişiden duydum
Hiç kimse gibi olacaksın
Ve hepsi bir şekilde herkes gibi gitti.
Sözler kaldı, sesleri kayboldu.
Aynı yollarda yürüdüm
Birinde elimi tutan vardı
Diğerinde gözlerim yerdeydi,
Ve sonuncusunda kendi gölgem bile uzak duruyordu benden.
Ben kimdim bu hikâyelerde?
Bir figüran mı, başrol mü?
Yoksa aynı oyunun,
Farklı sahnesinde yanlış kişiye “kal” diyen biri miydim?
İnsan, en çok kendini tanımaya çalışırken yorgun düşüyor
Ve ben…
Aynı anıların içinde yeni yüzler ezberlerken,
Kendimi unuttum...
©lancelot
L