Bulutların ardında saklanıyordu,
Gecenin prensesiydi o,
Siyah inci küpeleriyle...
Tüm yıldızlar...
Ama tüm yıldızlar onun içindi,
Ona tapıyordu hepsi.
O, gecenin en parlağıydı,
Mâh yüzlüm, sen gecemin ayısın.
Gündüzleri...
Bir rüzgar eser; yavaş yavaş...
Ve seni görürüm,
Başaklar arasında,
Kahverengi saçlarınla dönüp durursun,
Kendi etrafında... Ama bilir misin?
Benim başım döner o buğday tarlasında.
Bir kütüphanede gibi sessizim,
Susarım seni kaybetmemek için.
O, eski, altın çerçeveli tablolar gibi,
Keder akar benden,
Kalbimden kan...
Sözlerim girer içeri camdan,
Çevirir sayfaları; yavaş yavaş...
Ve bir sen vardır o sayfalarda,
Sen kokar,
Seni anlatır,
Gözlerini, gülüşlerini, her şeyini...
Kitabın sayfaları biter artık.
Kapağı çevrilir rüzgarla,
Ben ve kalbim vardır,
Sen benlikteymişsin.
Bilmezmişsin hikayeyi,
Okumamışsın ki başlığı,
Bakmamışsın tablolardaki ayrıntıya,
Takılmamışsın şarkının sözlerine,
Sadece okumuş, görmüş ve duymuşsun.
Ama biliyorum, her hâlinle bir şevksin,
Her hâlinle...
Her hâlinle!..
©meçhule
M