Her ne ise şu yaşamak denen hengameden artakalan,
Her ne ise hayatın bize içirdiği bu ölümsüzlük iksiri...
Aslında tüm bu olanlar
her neyseliğimizden ibaret bir kavganın temâşasıydı.
Oysa ben de çabalıyordum
içime yaşamı damıtmaya
en az bir kelebek kadar.
Ben de yüreği burkulanlardan olmuşum meğer hiç haberim yokken
En talihsiz anları öpüp alnıma koymusum.
Yangınlar çıkarmışım en ıslak iklimlerde.
Ateşi ateşle söndürmeyi kafamdan geçirerek koşturmuşum harlar üzerinde çıplak ayak.
Kırdılar gönlümü hayasızca, hoyrat bir gecenin sabahında.
Gönlüm ki kıblesi şaşmış seccadelere benzer.
Oysa ben çiçeklerle dertleşip, taşlara anlatacaktım her şeyi.
Bir tebessüm takacaktım kuşlara şenlik.
Her neyseliğimize inat...
©afırat
A