Bir dikene gül dedik hasbelkader.
Sevişmelerimiz yardım çığlığıydı.
Karamsar cümleler aslen imdat çağrısı.
Yalnızlığımızda aradık kalabalıkları.
Suçlu saydık sönmüş sokak lambalarını,
Sanki her lamba yanmak zorundaydı.
Karanlığa yer vermeli belki hayatlarımızda.
Bırakalım bir yanımız siyah olsun mesela.
Hazan yağmurlarını sevelim biraz da.
Biraz da kör kedilere sarılalım,
Tüyleri kirli, bir ayağı sakat kedilere.
Hayırsız evlatlar yetiştirelim boy boy.
Bakmasınlar bize yaşlandığımızda.
Karanlıklar ekelim gönlümüzde beş dönüm.
Samsiyah bir tarlamız olsun bizim de.
Leş gibi koksun çiçeklerimiz.
Olsun, ihtiyacımız var buna da.
Yalanlar söyleyelim, yalanlar,
Yenilir yutulur cinsten olmayanından yalanlar.
Biz bile inanmayalım söylerken.
Sonra dürüst geçinelim.
Şükür, maşallah, inşallah diye sömürelim dini.
Bize inanmayanları suçlayalım.
Hasret, nefret, nifak çiçekleri büyütelim.
Harabelerde yatalım kış akşamları.
Ayaza ceketasiz, paltosuz çıkalım.
Varsın deli desinler, kötü desinler bizlere.
Biz de artık, herkes gibi olalım.
Üzerler, kırar, dökerler yoksa yüreğimizi.
İnce, düşünceli olmayalım.
Surlar örelim kalbimizin girişine demir kapılar.
Asalım odalarımıza bomboş tablolar.
Evimiz şarap ve tütün kokmalı.
Gözümüzden değil gönlümüzden ağlamalı.
Sıkıca ama sahteden sarılmalı.
Biz de artık, herkes gibi olalım.
©bilaloruç
G