P

HİÇ

Bu kaçıncı eylül? Bu kaçıncı sonbahar?
Takvim yapraklarını saydın mı hiç?
Mevsim fark etmez bende hep kar yağar
Hayalleri kızak edip kaydın mı hiç?
 
Zifiri karanlıklarla bağdaş kurup
Belkilerle kalkıp, keşkelerle oturup
Seherlerde gözyaşlarıyla yoğrulup
Gözlerini duvarlar da yaydın mı hiç?
 
Yüreğini yağmalayan gecelerin
Kalemi kelama küstüren hecelerin
Romanları imrendiren güncelerin
Cilvesine kapılıp da yandın mı hiç?
 
Zamana bıraktıkça zamansızlaşıp
Yarana baktıkça dermansızlaşıp
Takatten düşüp fermansızlaşıp
Özü kör gözlerle sorgulandın mı hiç?
 
Köşelere sıkışıp kalp yorgunluğuyla
Aşk kapısında bir derviş olgunluğuyla
Hazan yemiş bir gül solgunluğuyla
Bülbülüne selamlar saldın mı hiç
 
Beklediğin halde gelmeyenine
Sevdiğini bilip de sevmeyenine
Kendi gülüp de güldürmeyenine
Canı sağ olsun deyi duaya vardın mı hiç?
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
©pir-ikelam